gedê bajêr

gedê bajêr
@2serhat1
Çağların kirli beyaz fırçasıyla karalanmış bir manzarayız.
Polis
Lisans
İstanbul
Diyarbakır
146 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Don Quijote (El Ingenioso Hidalgo Don Quijote De La Mancha)
Puan vermedi·910 syf.··
2026 1. kitabı
İspanyolca tam adı "el ingenioso hidalgo don quijote de la mancha" olan Dünyanın ilk modern romanı olarak kabul edilen yapıttır. don quijote heykeli dikilmiş biricik edebiyat karakteridir. Hiciv dolu olan bu eser şövalyeleriyle, karışık tarihiyle, acımasızlığıyla ortaçağ karşısında altüst olarak tasvir eder. o kadar çok okunmuştur ki hemen ertesinden onlarca taklidi ve sahte devam kitabı çıkmıştır. don quijote hazin bir karakterdir. hepimiz dünyanın farklı yerlerinde, farklı isimlerle aynı karakteri oynuyoruz. etkisi halen öyle geniş ki sinemadan resim sanatına kadar kendini gösterir. herkes don quijote'u bilir, ama ona ne olmuştur, ölmüş müdür yoksa kaybolmuş mudur akıbeti bilinmez. don quijote'un çok fazla okuduğu için bu halde olduğunu söyler. kitabın sonuna kadar don quijote okuduğu kitaplardaki bir şövalye olarak kendisini tanımlamaya devam eder. hastalandığı vakitlerde bunun bir saçmalık olduğunu, artık Alonso olduğunu ve yaptıklarının delilik olduğunu ve aklı başına geldiğini söyler. bir vasiyet hazırlar. öncelikle yol arkadaşı Sancho'dan özür diliyor ve eğer kendisi hakkında yazılan kitabın 2. parti cildi olur da yazılırsa, bunu yazan kişiden de özür dilediğini söyler, şövalye kitaplarını sonunda lanetler. sonunda aklı başına gelen bir adam olarak gözlerini yumar. Cervantes, bir daha Don Quijote'un başkaları tarafından hakkında şövalye hikayeleri yazılmasına böylelikle engellemiş olur. 'İşte benim hayattan çıkardığım sonuç, bunun için beni yargılayabilir misin?' diye karşılık vermek mümkündür. Asıl kahramanlık budur işte.
Edebiyat
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
Bira ve kahve
Bir gün tanışacağız, arkadaşlığımızın arkadaşlık düzeyinde kalmayacağını bilerek arkadaş olacağız, sonra sevgili. Bir ay, altı ay, üç yıl. Sonra ben, bir akşam ya da sabah ya da gece yarısı, henüz
Alıntı
Hüzünlü Piç
İşler iyi de gitse kötü de gitse her zaman yanımda olan biri var. Beraber büyüdük onunla. Aynı okullara gittik. Aynı teneffüsleri bekledik. El ele tutuştuk karşıdan karşıya geçerken. Hâlâ birbirimizi
Alıntı
Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum.
Toza dumana gidelim yine, şenliğin kalbine. Çünkü ölüm döşeğinde bir ihtiyar tanımıştım. İnsanlara gerçekten bakmak istiyorsan oğlum, onların sana bakamayacağı bir yere git demişti. Kıyametin ortasına git. O kadar yaşlıydı ki, öldükten bir hafta sonra sanki on sene önce ölmüş gibi düşünmeye başlamıştı herkes. Ölenlerin ölü taklidi yaptığını düşünüyordum ben o zaman. Yaşayanların yaşıyor taklidi yaptığını hissediyorum şimdi. Toplum değil toplu mezar. On bir yıldır sabah yatıp öğlen kalkıyorum. Hava kararana kadar geçmiyor dalgınlığım. Belki de uykuda kaybettiğim bir şeyleri arıyorum. Kimi görsem rüyalardan bahsediyorum. Oysaki hatıralardan konuşmak lazım. Rüyalardan daha karanlık hatıralar var. Daha çok fikir verir biri hakkında. Şekeri bitmiş sakızı, toz şekere batırıp çiğnemeye devam etmen gibi senin. Ben de tüpte satılan çokokremi diş macunu tüpüyle değiştirmiştim bir sabah. Gülmüşlerdi sadece. Oysa bir çocuk numara çekiyorsa gerçekten yemek lazım, yemiş gibi yapmak değil. Yirmi sene sonra Beşiktaş’ta bıraktığımız o ev. Bırakabildiğimiz tek ev. Beş kat seksen iki basamak. Balkon demirlerinden uzak duruyorduk geceleri. Hep daha yukarı bakmak zorunda olan iki vertigozede. Kar taneleri birbirine benzemez. Sözcükler de benzemez. Ama bir cümle bir başka cümleyi hatırlatır her zaman. Koşan atlar düşen atları. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar. Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum. Spermden mezara kadar. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum yine, olsun. Sen biliyorsun nasılsa. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı. Emrah SERBES
Alıntı
İnsan Zamanı Durdurmak İstediği Yere Aittir
Ellerini tuttuysam uçuruma düşmemek içindi. güneşte ıslık çalan çocuklar içindi. aslında tek kişi sayılmaz mı karanlıkta iki kişi. kaybolan olursa elma diye bağırsın. ne çok şey konuşmuştuk orada ama yine sessiz çıkmışız. sonra albümü kapatıyorum zihnimde bambaşka bir fotoğraf. sanki hepsinin karıştığı bir an. onu da yazabilirdim ah böyle kıpırdayıp durmasan. İnsan zamanını durdurmak istediği yere aittir. Yalnızlıktan kudurmuş bir çocuğun arabaların kaportasını anahtarla çizmesi gibi ruhumun kemirilişi de hep sinsiceydi. buna rağmen ansızın berraklaştığı oluyor bulanık günlerin hâlâ soğuk biralar oluyor güzel kızlar oluyor. yağmurdan sonra saçlarını havluyla kurulaman gibi olmuyor tabii o kalibrede sevda görmedim. öptüm ama içime çekmedim. Elinden bir şey gelmemenin acısını iniş takımları olmayan melekler bilir. bir arabanın farlarına kilitlenip kalmış sincaplar bilir. suyun dibine ağır ağır çöken taşlar bilir. matkapla göğsünün ortasına açılmış bir pencere düşün. perdeyi aralayıp kendi yarandan bakıyorsun dünyaya. eskisi gibi acımıyor ve de asıl bu acıtıyor. birleşince kısa devre yapan parmak uçlarımız öldü önce. sonra yeşil öldü benim için sonra kahverengi. sonra ilk öpüştüğümüz yeri kalbinden bıçakladılar. on iki yıl geçti susmak ne kısaymış. sen böyle ne güzel sonsuza kadar susalım diyorsun. sonsuzluk bir gün herkesle konuşur sevgilim bunu da biliyorsun. Emrah Serbes