Heba benim Hasan Ali Toptaş ile gec kalınmış tanışıklığım oldu. Yazılacak, söylenecek o kadar çok şey var ki... Ev sahibemiz Binnaz Hanımın da dediği gibi, ""Sonun son olduğunu bilince insan telaşlanıyor haliyle; ya boğazına bir şey düğümleniyor da dut yemiş bülbül gibi susup kalıyor, ya da bencileyin çenesi düşüyor. Çenesi düşünce volkan olup aniden püskürmek her şeyi bir çırpıda anlatmak istiyor tabi. Halbuki şey dediğimiz her şey ne kadar dağınık bir şeydir öyle değil mi; onu dile getirmek şöyle dursun, tastamam hayal etmek bile imkansızdır.(32)" Kitapta her cümle başka başka dünyaların kapısını aralıyor. Bazı cümleler var onları okurken düşündüm bu duyguyu belki defalarca yaşadım ama bir kere bile böylesine güzel, böylesine özel bir anlatımla dile getiremedim. Böylece yazara cümlelerce tekrar tekrar hayran kaldım. Açık konuşmak gerekirse ilk zamanlar tedirgin oldum ve sadece bu cümleler için okumaya devam ettim. Fakat 'sınır'a geldiğim vakit yazarımızın da dediği gibi, "İşte o vakit dünya benim gözümde büyük bir gürültüyle yıkıldı da tepeden tırnağa yeniden kuruldu.(41)" işte o vakit Heba, "Hıçkırklarla dolu karanlık bir bulut gibi öylece duruyordu.(42)" Okurken beynimi kemiren doğrularla kalbimden taşan duygular müsademeye tutuşmuş iki taraf olup birbirlerine hücum ettiler. Bir taraf gözlerimden süzülürken diğer taraf gögüs kafesimi aşındırıyordu. Nihayet hepsi de ortak bir noktada buluşup boğazımda düğümlendi. Bazen satırları aşıp dakikalarca bir boşluğa dalmış buldum kendimi... Bazen de öfke karışmış gözyaşlarımla çekildim bir köşeye.. Bir müddet uzaktan baktım kitaba, gerçeğin acısına yaklaşmaya cesaret edemedim. Velhasıl kitabı bitirdim. Şimdi inceleme başlığı altında bu yazdıklarımın nitelikli bir inceleme özelligi taşımadığını biliyorum. Zaten kelime hazinem hiç bir zaman ruh halimi anlatmaya yetecek kadar zengin olmadı. Ama satırlar arasında hiç bu kadar eksilmemiştim. Muhakkak bu eksilişte biricik kardeşimin şu dakikalarda askeriye çatısı altında olmasının da büyük payı var. Bu arada kitapta karşılaştığım argo ve küfürler anlatımın gerçekliğini destekleyen unsurlar olmuş. Fakat mizacımın uzak kaldığı bu gerçeklikler beni rahatsız etti. 'Olmamalı' sitemim bu rahatsız edici gerçeğimizi dile getiren yazara değil aslında böyle bir gerçeğimiz oluşuna... Hülasa okunası bir acı, okunası bir acımasızlık, okunası bir 'Heba' oluş..
19.04.2018