Ben Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan’ı okumaya başlamadan önce okurların çoğu en iyi eseri olarak gösterilen Kürk Mantolu Modunna’yı okudum.
Açıkçası bu kitabı okurken Kürk Mantolu Madonna’ dan bulacağım keyfi bulmayacağıma dair soru işaretleri vardı kafamda. Sabahattin Ali’nin kaleminden çıkmış her eser inceleme gereği duymadan alıp okumak lazım. Şiirinden , hikayelerine kadar. Hikayelerindeki toplumcu yanı , şiirlerindeki özlem dolu sözleri ve kitaplarındaki aşkın tahlili böylece güzel bir uslüpla iliklerine kadar hissettiren az yazar vardır.
Kitabın içeriğine değinmek gerekirse maddi çıkarların , ideolojilerin ve hatta inancın bile önüne geçebileceğini sezdirmektedir . Maddi zorlukların bireyi nerelere sürüklediği lirik bir dille antılmaktadır. Bunun yanında dönemin toplumsal, siyasi ve ekonomik boyutlarını ikili ilişkiler üzerinde aktarılmıştır.
Sabahattin Ali’ nin beni en çok etkileyen yanı güzel bir aşk hikayesi bulması ve bu hikayeyi başka konularla bağlantı kurarak hem toplumcu yanını hissettirmesi hem de aşkın aslında en çok ne olduğunu kalbe dokunan cümlelerle okurlarına hissettirmeyi becermesi.
Sabahattin Ali’ nin güzel bir cümlesiyle sonlandırmak istiyorum.
“Kim bilir... Belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar
olarak, tekrar karşılaşır ve belki gülüşerek birbirimize
ellerimizi uzatırız...”