Miraç Çağrı Aktaş'ın kim ne derse desin insana çok iyi gelen bir yanı var ya :D Hem de öyle böyle değil. Kitapta ilk defa Miraç'ın bu kadar argo ve küfür kullandığını gördüm ancak her ne kadar gram sevmesem de söz konusu o ve onun samimi sitemleri olunca asla gözüme batmadılar. Bir de sonlarında "Oh be rahatladım," demeleri yok muydu? :) Gerçekten çok alemdi, gülmeden edemedim. Onunla beraber rahatlamış gibi hissettim. :D
Bana Seni Seviyorum Deme Sev adlı eserimizin içinde zaten kendi yazılarından almış olduğu kısa alıntılar dolu. Alıntıların her biri birbirinden güzel. Çok yaratıcı, çok özgün şeyler buluyor ve her defasında hayrete düşüyorum. Yazarımızın bu huyunu gerçekten çok seviyorum.
Bir de Miraç okurken hikâyelerini o kadar güzel anlattığını fark ediyoruz ki, daha önce "Sen On Yedi Yaşımsın" okumuştum ve resmen roman gibiydi. Çok heyecanla okuyup bitirmiştim. Ne olacağını hep merak ede ede, başından kalkamadan ve her bir olay karşısında, "E yuh ama artık! Bu kadarı da olmamıştır" diye diye şoklardan şoklara girerek okumuş ve bitirmiştim.
Bu kitaptaki sitemlerinin ne kadar haklı olduğunu bildiğim için argoları ya da sansürlediği küfürleri hiç absürt durmadı. :D Diyorum ya, onunla birlikte rahatladım resmen.
Her zamanki gibi, muhteşem bir kitaptı. Sizlere yine kitabımızdan birkaç beğendiğim alıntıyı bırakarak yazımı sonlandırmak istiyorum.
~
"Çok büyük bir suç işleyip gözlerine teslim olsam, ömür boyu içeriye atar mısın beni?"
~
İnanır mısınız?
Kendim diye demiyorum,
Çok güzel yalnız kalırım...
~
Ben senin kalbinde
Aşkgari ücretle çalışan
Sigortasız bir işçiydim oysa...
~
Sen bana farzdın,
Ben sana sünnet.
Ben seni daima sevmek zorundaydım,
Sen sevmesen de olurdu...
~
İki gizli özneden farkımız yoktu.
Ama yüklemimiz birdi.
Sorsan,
Seviyorduk işte.
~
Narkoza gerek yok,
Sen bana seni seviyorum de.
Ben ayakta uyurum zaten...
~
Allah'ın sopası yok,
Kulunun gözleri var!
~
Yalnızlığımın sesi olsaydı, benimki desibel rekoru kırabilirdi. Çünkü yalnızlığımla bütünleşmiştim. Öylesine işlemişti ki üzerime, nereye gitsem onu da götürüyor gibiydim.
~
Seni kaybetmek, bir Eylül gecesi yere düşen bir ağacın yaprağını andırıyor. Elimden gelmiyor o yaprağı alıp, ağacın dalına eklemek. Ve o yaprak tanesi yer çekimine karşı koyamayarak havada süzülürken, gidişini izliyorum yavaşça.
~
Bir çay gibi,
Hep bekletildim sana.
Soğudum,
Acıdım
Ve bayatladım...
~
"Sen benimken Allah'a emanet ediyordum. Şimdi onun yanındasın. Allah'a havale ediyorum."
...