Akıcı bir kitap diyemesem de felsefi ve psikolojik bir kitaptı diyebilirim. Birazcık düşünmek akıl yürütmek, tecrübelerimizi tahlil etmek gerek bu kitapta. Psikolojik, manevi türleri sevdiğim için olsa gerek sıkılmadan okudum. Madde-mana, idealizm-materyalizm, ruh-beden, doğu-batı, önsezi, premonition(kehanet öngörü) gibi kavramlar daha çok Samim karakteriyle ve diğer karakterlerle tahlil ediliyor. Karakterler; zeki, düşünmeyi seven simerenya adını koyduğu bir ütopyası olan, hisli karakterimiz Samim.
Meral; geleneksel değerlerin baskısından bıkmış, şu ne dercilerden kaçıp istediği gibi rahatça yaşamak için Paris'e gitmek isteyen bir karakterimiz. Karakterin içinde iyi kötü ahlaki değerler çatışıyor. En sonunda da bu çatışmadan yorulup "kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım" notuyla durkheimin anomisine kapılıyor. Samimin de sevdiceği aynı zamanda..
Mefharet ile besim var samimin yani baş karakterimizin kardeşleri. Dikkatimi çeken nokta aynı evde büyselerde tamamen farklı karakterlerde olmaları. Mefharet evlerinde muhakkak misafire ayrılan bir mahrem oda bulunan, şu nederci, çabuk manipüle edilebilen, kuralcı ama saf bir karakter
Besim; olayların etkisinde kalmayan, rahat, eğlenceli, şakacı bir karakter gibi
Selmin; kitabın başında bu karakterle hemhal oluyoruz mefharetin kızı. Dediğim dedik kural tanımayan, sinsi egoist bir tip.
Ferhat; selminin eski nişanlısı ama bağları devam ediyor. Aynı zamanda meralin abisi. Bu tip de şu ne derci kalıba önem verip yemediği halt olmayan tiplerden. Selminle bağları da çıkara dayanıyor zaten.
Vel hasılı isminden de anlaşılacağı üzere kitap yalnızlığı işliyor. Modern toplumda her ne kadar kalabalıklar içinde yaşasak da bir takım bizi biz yapan değerleri, kendini tanımayı, maneviyatı kulak ardı eden bir insan topluluğu yalnızlaşmaya mahkumdur diyor. Bu yalnızlaşma, anlamsızlık amaçsızlığı doğuruyor. Beraberinde zıtlıklar, çatışmalar, psikolojik rahatsızlıklar...