·182 syf.····Okunma: 28 Ocak 2025 01:46 Beş adet hayatın içinden hikaye, beş adet "küçük insan" hikayesi.Binlerce hayatın öyküsü...
İlk öykü 'Tokat Bir Bağ İçinde' galiba kitaptan en fazla alıntı yaptığım öykü oldu. Yoksulluk ve Anadolu'da genç kız olmanın ilmek ilmek işlendiği otuz dokuz sayfayı okurken başta tam anlayamadım."Ne diyor bu kadın, neyden bahsediyor?Bu bir mektup mu yoksa bir anlatı mı?"soruları kafamda dönüp durdu. Ancak öykünün yarısına geldiğimde işler değişti, alıştım Füruzan'ın farklı anlatış tarzına.
İkinci öykü 'Kuşatma' kitaba ismini vermiş olan uzun zamandır okuduğum en etkileyici öyküydü. Geriye dönüş tekniği ve ana karakter Nazan haricinde"Nigar Abla" ve Nazan'ın annesinin de derin bir şekilde kitapta işlenmesi hikayeye gerçekleşen olaylardan bağımsız olarak farklı bir etkileyicilik katıyor. Nigar, ah Nigar, senin hakkında yazılanları okumak boğazımda bir yumru oluşturdu.Empati yapmaya çalışmak gözlerimi doldurdu. Nazan'ın annesi hayatı bir anda tepetaklak olmuş genç bir kadın.Ve Nazan, Nazan'ın öyküsünü okurken ellerim titredi, beynim uyuştu. Yaşadığı şeyden sonra eve dönerken düşündüklerini gözlerim okuyor ancak beynim işleyemiyordu. Yalnızca kahroldum. O son kelimeyi okuduğumda kafama bir kurşun saplanmış gibiydi. Ancak öykü bittikten sonrası öyküyü okumaktan zordu, üç gün boyunca kitaba devam edemedim, Nazan ve Nigar sürekli aklımın bir köşesinde dönüp durdu. Türkiye'de (ve pek tabii Dünya'da) başından benzer olaylar geçen binlerce kız çocuğunu düşündüm, herkesten nefret ettim;kinlendim babalara, amcalara, kocalara, patronlara, yönetenlere, ataerkil sisteme. Kız çocuklarını susturan, kadınların hayallerini ellerinden alan tüm erkeklerin geberip gitmesini istedim. Nazan'ın yaşananları kimseye anlatamaması Ortadoğu gerçeklerini ve patriarkayı bir kez daha yüzüme çarptı. Ah Nazan şuan bunları yazarken bile kalbim sancıyor, soluğum kesiliyor. Seni ve diğer kız çocuklarını düşünüyorum; susmak zorunda kalan, susturulan... Yanlız ölmek pahasına hayatımdaki en öncelikli gayemin senin elinden tutmak olduğunu biliyorum. Sizler için çabalayacağım, söz veriyorum! Sizi koruyamayan düzeni birlikte, el ele yıkmak dileğiyle...
Üçüncü ve dördüncü hikâyeler yine kadınların (ve işçi sınıfının) yaşam zorluklarını gündelik bir dille fakat üstün bir edebî zekaya anlatıyor. Hayatın toz pembe olmadığının, güvenliğimiz insanların bizi yarı yolda bırakabileceğini ve bir gün sonrası için bile kurduğumuz hayallerin bir an için yaptığımız hareketlerimiz sonunda "suya düşeceğini" hatırlatan iki nadide öykü.
Son olarak beşinci öykümüz 'Redife'ye Güzelleme' yoksulluğun içine doğmuş ve küçük yaşta şiddetle tanışmış küçük bir kız çocuğunun şefkate karşı verdiği tepkiyi ve yanında diğer öyküler gibi işçilerin yaşam zorluklarını anlatan kısa bir hikaye.
Bu eseri kadın-erkek herkese öneriyorum. Hayatınızda bir figüran gibi olan insanların yaşamlarını okumak sizi duygusal olarak yıpratacak fakat duyarlığınızı arttıracak, veya kim bilir belki de içinizdeki bir ateşi harlayacak; intikam ateşini...