Puan vermedi·414 syf.····Okunma: 12 Ocak 2025 22:56 Yazardan ve Polonya edebiyatından okuduğum ilk kitap; Koşucular.
Kitap, sürekli hareket halindeki insanların hikayelerinden oluşuyor. Farklı anlatıcıların seslerinden, kısa öykülerden ve bu parça parça öykülerin her birinden farklı bir yönüyle bir yerden bir yere gitmenin anlamı keşfediliyor. Aynı zamanda zaman, mekan ve insanın varoluşu sorgulanıyor.
Bir karakter, yolda olmanın ne kadar özgürleştirici olduğunu hissederken, başka bir karakter geçmişin izlerinden kaçmak istiyor. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bir kaymanın olduğu vurgulanıyor.
“Zaman, bir nehir gibi, akıp gitmek yerine, bazen durur, bazen de geri gider.”
Kitapta koşma eylemi sadece fiziksel olarak sınırlı değil, zihinlerinde bir koşusu var. Biri hayatta kalma mücadelesi verirken, diğeri felsefi bir arayışta.
Kitap çok katmanlı, çok çoksesli. Her bir parçadan yeni anlamlar çıkarmak mümkün. Yazar kitapta eski mitolojilerden, bilimsel teorilerden yararlanmış. Kitap içerisinde ara ara da görsellere (haritalara) yer verilmiş. Kitaptaki haritaların metinle bir ilişkisi var mıdır bilemiyorum, varsa da ben pek anlamlandıramadım :)
Benim için farklı bir okuma türü oldu. Okunması ve akıcılığının zor olduğunu belirtmeliyim ama yazarın kalemiyle de bence tanışılması gerekiyor. Ben yazarın kalemi ile tanışmakla kalmayıp bir de Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde kitabını edinip hemen okuyarak pekiştirdim. En kısa zamanda onun da yorumunu paylaşacağım.
*Bu arada kitap bana isminden dolayı bir dönemin ‘koşan adamı’ Mirkelam’ı çağrıştırdı :)