·517 syf.····Okunma: 29 Ocak 2025 15:50 Anlam, anlama ve anlatım üzerine, kısacası hayat ve hayattaki yerimiz üzerine yazılmış bir kitap…
Biraz detaylandırmak istiyorum. Ama öncelikle kitabın başından sonuna bana eşlik eden, kitapla bağdaştırdığım ve Martin Eden sesindenmişcesine dinlediğim şarkıyı, burada da paylaşmak istiyorum dinlemek isteyenler için. (Benim Martin Eden’ım, elleri ceplerinde dolaştığı her sokakta, bu şarkıyı mırıldanıyordu :)) Thurisaz-Endless… Şimdi de yorumlarımı bu şarkı eşliğinde yazmaya devam ediyorum.
Hayat’ın ve hayata dair olan her şeyin bir anlamı vardır. Ancak asıl mesele bireylerin bu anlamları doğru şekilde kendi zihinlerinde anlamlandırabilmeleri ve hayatla bağdaştırabilmeleri, bu sayede yollarını ve hayat yolculuklarını anlamlı ilkeler üzerine temellendirebilmeleri… Martin Eden, bir çiçeğe baktığında dahi onun biyolojik temellerini, evrimsel yolculuğunu ve onu, şu anki haliyle var olması sürecine kadar geçirdiği tüm anlarıyla birlikte anlamlandırmaya çalışması, aslında hem en yüce hem de en zayıf varlıklardan olan insan olmanın verdiği sorumluluğu ve hakikatli görevi belki de layıkıyla yapmaya çalışmasının dizelere yansıması. Anlam dediğimiz şey, insanlar tarafından anlamlandırılmayı bekleyen hakikatlerse eğer, bulunduğu evrede insana vereceği haz ve mutluluk, tarifi mümkün olmayacak ölçütte değerlidir.
İkincil olarak bahsettiğim anlama kelimesini açmam gerekirse eğer, tamamiyle insandan insana değişen ve hem yüzlerce aynılığı hem de yüzlerce farklılığı sağlayan şey olarak detaylandırabilirim belki. Var olan bir anlam, ancak karşıdaki kişinin anlama kapasitesiyle değer ve ölçüt kazanabilir. Hakikat dediğimiz, elbette var olduğu her haliyle değerlidir ancak bunu süregelen bir yaşamı daha anlamlı kılmaya yarayacak şekilde kullanmak istiyorsak elbette bunu anlama, algılama düzeyimize göre yapabiliriz. Martin Eden, hayat yolculuğunun başında, anlayamadığı onlarca hakikat ve anlayamadıklarını anlayan onlarca insan içerisinde, seviyelerine ulaşamayacağını düşündüğü o insanların anlama düzeylerinin kendine kıyasla şaşırtıcı genişliğine şahitlik ederek başladı her şeye. Oysa onun, kendisinin anlayamadığı şeyleri anladıklarını düşündüğü o kişilerin, aslında gerçek anlamda anlaşılması mühim olan hakikate ve gerçeğe, ne kadar korkak ve yabancı olduklarını sonradan fark etti. Artık kendisi anlıyor, ama eski çevresine göre daha zor olanlarla, anladıklarını sanıp anlamaya daha da yabancı olanlarla bir arada bulunuyordu. Yabancısı olduğu hayata yakınlaşmak isterken, aslında daha da yabancısı olmuştu.
Ve diğer bahsetmek istediğimse anlatım… Belki de en zor olan, diğerlerine nazaran daha fazla beceri isteyen bir alan. İçimizde var olan güzelliklerin, farkındalıkların ve farklılıkların, herkes için anlamlı hale getirebilmeyi sağlayan şey. Anlatabilmek. Ne zahmetli şey bazen anlatabildiğini ve anlaşılabildiğini ümit etmek , sanmak ancak sanılarla yitinmek zorunda kalmak. Kendisine yakın ancak anlatımına yabancı olduğumuz tüm duygularla var bedenimiz. Ancak biz bu anlatamadıklarımızın anlaşılamaması sebebiyle kırgınlıklarımızı yaşarız çoğu zaman. Bizi bizim bile anlayamadığımız zamanlar, duygularımızın doğru sözcüklerle sıralanışını seyre dalamamışken, onların varlığından bihaber insanların bizi biz yapanlarla, yani duygularımızla, ancak aynı zamanda da anlatamamış olduklarımızla anlasınlar isteriz. Anlatmak, anlaşılmak ne zor şey… Martin Eden’ı belki ben de anlayamadım. Ve hatta kendini en yalın şekilde anlatmış olmasına rağmen. Belki onu hâlâ kimse tam manasıyla anlayamıyor. Bizleri de olduğu gibi…
Bu romanda birçok sayfada, birçok anlatıda kendimi buldum. Ve yalnızca tek bir karakterde değil, birçok karakterde. Martin’in hevesle dolu ruhunu da, tükenmişliğini de iliklerime kadar hissettim. Onun heyecanına da yiten hevesine de şahitlik ettim. Hayat yolculuğumda zaman zaman onunla benzer anları yaşayacağımı sezebiliyorum. Anlaşılmak üzerine, anlamak üzerine verdiğim ve vereceğim mücadelenin büyüklüğünü şimdiden görebiliyorum. Ve hiç okumamış olsam da, “Fani” adlı şiirin güzelliğiyle büyülendim adeta. O şiirle de tanışacağıma, belki farklı bir isimle de olsa rast geleceğime inanıyorum. Aynı şekilde “Deniz Güzellemeleri”nin yalnızca ismiyle bile beni nasıl etkilediğini sanırım yalnız ben bileceğim.
Her satırını zevkle okuduğum bu kitabı, bıraktığı güzel duygularla uğurluyorum. Okuduğum her kitabın hayat yolculuğumda beni biraz daha ben yaptığını hissederek, niceleriyle denk gelmek ümidiyle…
(Kitap incelemesi kategorisinde paylaştığım bu yazı, kitabı bitirdikten sonra bana hissettirdiklleri ve içimden geçirdiklerimle sınırlı. Tam manasıyla kitap incelemesi olmaktan ziyade, ‘’kitap üzerine’’ bir yazı…)
29.01.2025
Sudenaz Sürer