Puan vermedi·176 syf.····Okunma: 29 Ocak 2025 01:40 İki sene önce okuduğum kitabı, ikinci kez bu sene yeniden okudum. Çünkü filmini o zamandan beri izlemeyi unuttum ve tüm detaylarıyla hikayeyi tekrar hatırlamam gerekti. İkinci kez de sıkılmadan okuduğumu düşünürsek, hikayesi ve anlatım biçimi gerçekten güzel.
Efsanevi aşklar arasında yer alan Tristan ve Iseut, yüce yürekli Tristan dayısı için savaştığı şehirlerden birinde Iseut'la tanışıyor. Iseut'un dayısı Morholt'u kendini savunurken öldürdükten sonra o şehirde bir zehirli bitkiyle yaralanıyor. Onu da kurtarabilen o bitkilerin panzehrini bilen Iseut oluyor. İyileşince kendi şehrine dönene kadar, kimliğini saklıyor. Ama amcasının evine düşen sarı saçların sahibi ıseut'u bulmak ve amcasına getirmek için gittiğinde, tekrar karşılaşıyor ve o zaman da Iseut düşmanını tanıyor ve de ona aşık olmaktan kendini geri alamıyor.
Iseut'un babası ejderhayı yenene kızını vereceğini söylediği için, önce ejderhayı yeniyor ve sonra düşmanına yani kendisine aşık olduğunu bilmeden "dayısına" götürmek üzere şehrine geldiğini herkesin içinde söyleyince kalbi kırılsa da kayığına binip geliyor Tristan'ın şehrine.
Yola çıkmadan önce annesinin hizmetçisine verdiği aşk iksirini, yolda Tristan ve Iseult veriyor. Dayısıyla Iseut'un içmesi gereken iksiri içen çift, birbirine aşık oluyor. (Oysa Iseut önceden aşık olmuştu ama bundan sonra iksiri suçluyorlar.)
Tüm bunlara rağmen dayısıyla Iseut evleniyor, kayıkta aşıklar birbirinin olduğu için de hizmetçisini dayısının koynuna sokuyorlar ilk gece. Sonra birbirlerine duydukları aşka direnmekle dolu dolu bir ömür geçirmeye başlıyorlar. Aslında bu aşkı gören hep Tristan'ın dayısı Kral Marc'ın silah arkadaşları oluyor. Birçok kez de isyan edip, ta ki aşıkları yakalatana kadar uğraşıyorlar; o hiç sevmedikleri Tristan ile... Sonra Tristan da Iseut'ta cezalandırılıp ülkeden kaçıyor ormana saklanıyorlar bir süre
Epey bir süre sonra da Iseut güçten düşünce, ayrılmaya karar veriyorlar. Ama ne birbirleriyle ne de ayrı yapabilen Tristan ve Iseut'un acıları bu süreçte başlıyor... Tristan sürgün ediliyor, Iseut kralın yanına dönüyor. Birbirlerinden haberdar oldukça mutlu olan çiftimiz, Tristan'a kazandığı bir mücadelede verilen karısı ak saçlı Iseut ile evlenince sarı saçlı Iseut'a evlendiği haberi gidince bir kez daha mutsuz oluyorlar.
Yine birbirlerine çekilen ve Iseut'una ihanet etmediğini dile getiren Tristan, birkaç görüşmelerinden sonra yine sürgün ediliyor ve bu sefer zehirlenerek hastalandığı sırada Iseut'u bir daha göremeyeceğine üzülerek daha çok hastalanıp haber gönderiyor; üstelik durumu bilen artık arkadaşlık bağı kurduğu Kayınbiraderine gidip aldırıyor Iseut'u. Ama ne acıdır ki, abisini gönderirken talimatları alan karısı ak elli Iseut, abisinin yelkeni "getirdim sana onu" anlamı içeren beyaz bayrağı açsa da, "gelmiyor Iseut" anlamı içeren siyah bayrağı açtı abim diyor. Tristan kahrından ölüyor, Ak elli Iseut üstüne kapanmış pişmanlıktan ağlarken; sarı saçlı Iseut "çekilin lütfen dostum, onu sizden daha çok sevdim ve en çok ağlamak yasını tutmak benim hakkım" deyip ağlarken aşkından ölüyor...
Kral Marc haberlerini alınca, özel tabutlarla aşıkları kendi ülkesindeki kilisenin bahçesine mezarlarını yapıyor. Bir uçta biri bir diğer uçta da biri... Ancak bundan sonra olan hadise de oymuş ki, Tristan'ın mezarında dalları yeşil bir böğürtlen fidanı çıkmış ve kilisenin tepesini aşıp Iseut'un mezarına ulaşmış ve orada da kök salmış. Kesmişler, ertesi gün yine çıkmış bu böğürtlen ağacı. Kral Marc bundan sonra kesilmemesini ve orada birleşmelerine izin verdiği söylenmiş sonrasında da...
**
Hikayeyi anlatmak ve unutmamak istedim, en çok da kendim için yazdım ama bir mit gibi geldi bu hikaye. Ama tek eleştirebileceğim yer, Iseut büyülü iksiri içmeden önce aşık olsa da hep iksiri suçladı o da. Oysa iksir ne çare, onlar birbirine yazılmıştı işte diyesim var. :) Filmini nasıl bulacağım göreceğiz. Bir Aslı&Kerem, Leyla&Mecnun değil belki ama ünü birçok ülkeyi aşmış batı klasiği aşk hikayelerinden biriymiş. Kitaba ve hikayeye puanım 8, burada bahsettiğim sebeplerle puanlarımı kırdım. Onun haricinde okuması keyifli bir hikayeydi, yayına hazırlayan Kenan Kalecikli'ye teşekkürlerimle...
Senenin 4. kitabı da benim için bitmiştir. Nicelerine inşallah... :)