8/10
·88 syf.··
2025 3. kitabı
Yaşlı balıkçının oltasına takılan büyük kılıçbalığıyla olan mücadelesini anlatıyor. Bir tarafta erkeğin azmi diğer tarafta deniz yaşamı. Kitapta kelime sayısı az kısa sürede okunabiliyor. Kitaptan bana kalanlar; -Ben tuhaf bir ihtiyarım. -Bir zamanlar duvarda karısının soluk renkli bir fotoğrafı asılıydı ama onu görmek, kendini çok yalnız hissettirdiğinden kaldırmıştı. -Çocuk, battaniye sırtında kalsın dedi. Ben sağ oldukça yemek yemeden avlanmayacaksın. -Biliyorum. Büyük hataydı. Gelebilirdi bizle. Sonra ömür boyu öyle bir hatıramız olurdu. -Düşündüğüm kadar güçlü olmayabilirim dedi yaşlı adam. Ama epey numara bilirim ve azimliyim. -Yaşlı adam, yaşlılık benim çalar saatim dedi. İhtiyarlar neden o kadar erken uyanır ki? Bir uzun gün daha yaşamak için mi? -Denizi, insanların, onu sevdiklerinde, İspanyolca adlandırdıkları gibi La mar (dişilik sıfatıyla deniz) olarak düşünürdü daima. Onu sevenler kimi zaman hakkında kötü şeyler söyler ama daima sanki bir kadınmışçasına söylenir bunlar. Ama yaşlı adam onu daima dişil ve muazzam iyilikler bahşeden veya esirgeyen bir şey olarak düşünürdü. Eğer vahşi ya da fena şeyler yaparsa bu, engel olamadığındandı. Ay, tıpkı bir kadını olduğu gibi denizi etkiliyor, diye düşündü. -Her gün yeni bir gündür. Şanslı olmak daha iyidir. Ama ben titiz olmayı yeğlerim. O zaman şans yüzüne güldüğünde hazır olursun. -Denizde lüzumsuz konuşmamak bir erdem sayılırdı ve yaşlı adam daima bunu böyle görür, saygı duyardı. -Kimse ihtiyarlığında yalnız olmamalı, diye düşündü. Ama bu kaçınılmaz. -Yabanördeği sürüsü gördü ve kimsenin asla denizde yalnız olmadığını anladı. -Ama bir adamın neler yapabileceğini ve nelere katlanabileceğini göstereceğim ona. -Acı da bir erkeğe vız gelir. -Yaşlı adam misinayı bırakıp ayağıyla üstüne bastı ve zıpkınını kaldırabildiği kadar yükseğe kaldırıp tüm gücüyle ve yeni topladığı daha fazla gücüyle, adamın göğüs hizasında, havada yukarı kalkmış koca göğüs yüzgeninin hemen arkasından gövdesine sapladı. Demirin saplandığını duyumsadı, üstüne abanıp daha derine soktu ve ardından tüm ağırlığıyla yüklendi. Ardından balık, içinde ölümüyle, canlandı, tüm enini, boyunu, bütün gücünü ve güzelliğini gözler önüne sererek sudan yukarı yükseldi. Kayıktaki yaşlı adamın tepesinde havada asılı kalmış gibiydi. Ardından yaşlı adamın ve kayığın her yanını ıslatarak suya düştü. -Ben yorgun bir ihtiyarım. Ama kardeşim olan bu balığı öldürdüm ve şimdi hamallığını yapmalıyım. Şimdi onu kayığın yanına bağlamak için kementlerle ipi hazırlamalıyım, diye düşündü. -Öyle büyüktü ki daha çok büyük bir kayığı yanına bağlamak gibiydi bu. -Ama kendini ilgilendiren her şeyi düşünmeyi severdi. -Bu, sürüden gelen son köpekbalığıydı. Artık yiyecekleri bir şey kalmamıştı. -Hem zaten rüzgâr bizim dostumuz, diye düşündü. Sonra da, bazen, diye ekledi. Ve de dostlarımız ile düşmanlarımızla koca deniz. Ve de yatak, diye düşündü. Yatak dostum. -Bir çok balıkçı kayığın etrafında toplanmış yanına bağlanmış şeye bakıyorlardı, biri, pantolonunu sıvamış, suda bir misina parçasıyla iskeleti ölçüyordu. Burnundan kuyruğuna beş buçuk metreymiş diye seslendi. -Ama artık birlikte avlanacağız çünkü daha öğrenecek çok şeyim var.
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.