Kısa ama hayata ve aile ilişkilerine ,insanın iç dünyasına ait aydınlatıcı bir öykü. Hayatta bazen ruhsal problemleri çözmek,kendini keşfetmek, aild bireyleriyle daha derin bağlar kurmak için fırsatımız olmadığını düşünüp hep öteleriz. Bence yazar buna atıfta bulunmuş. Kişisel gözlemin ne kadar önemli olduğunu, ruh dünyanızı açıkça kendinize itiraf etmenin önemini vurgulamış. Bazen insanın gerçeklerden kaçmak için nasıl başkasına ,onun varlığına kendi varoluşunu bağladığını görüyorsunuz. Halbuki her şey bizde bitiyor. Ken ve Rosalie üzerinden ,başta sadece kişiler arası arzu söz konusu gibi dururken aslında yaşananların , orta yaşlarda olan bir kadının hayata geç kalmışlık hissini atlatma ve kendini bir umuda bağlayışıyla devam ediyor öykü. Tavsiye ederi. Tek eleştirim okumakta biraz zorlandığım için dilin çok yalın olmayışınadır. Bu da belki sizlere hitap eder daha da hoşumuza bile gidebilir. Keyifli okumalar.