Puan vermedi·288 syf.··
2025 1. kitabı
Kitap, twitter ve instagramda sık sık karşıma çıkıyordu. En son twitterda bir sayfa paylaşmıştı ve altındaki yorumlarda birisinde de "bu kitabı okuyana kadar nasıl yaşadığımı bilmiyormuşum" gibi bir iddialı cümle gördüm. En sonunda da bir kitapçıda karşılaşıp içindekiler bölümüne göz gezdirince güzel tavsiyeler alacağım hissine kapılarak okuma listeme eklememe karar verdim. Öncelikle kitabın, twitter yorumunda bahsedildiği gibi çarpıcı olduğuna katılmıyorum. İlber Ortaylı'nın çoğu konuda verdiği tavsiyeler, zaten ideal düşünme ve yaşama sahip birinin yapıyor olacağı şeyler olduğu için, kaçırılmaması gereken şeyler değil. Bir de, bu kitap, konuşma sırasında geçen diyalogların kitaba aktarıldığı nehir söyleşi türünde olduğu için, İlber Ortaylı'nın konuşma biçimi aynen kitaba yansımış. Kendisinin bildiği şeylerin, en doğru ya da tek doğru şeyler olduğunu düşündüğü için, bu üslubunu çok beğenmiyorum. Bir de, klasik İlber Ortaylı cümle yapısını okumaktan kitabın bir yerinde artık gına geldi. Konu ne olursa olsun verdiği tavsiye hep şu seyirde ilerliyor: x, y, z yapılmalı ama bu işin en uç noktasındaki t'yi yapmayan kendine bunu yaptım demesin. Tabii, diğer harfleri hayattaki tecrübelerine dayanarak dışarıda bırakıyor ve bize x, y, z ve t'den oluşan bir küme bırakıyor ve kendince en doğru tavsiyeleri aktarıyor, bunda yanlış bir şey yok, zaten bir konuda tavsiye alınacak birisi varsa, o da bu birikimde bir insanın verdiği tavsiyelerdir. Kendisine çok büyük saygı duyuyorum. Fakat, isimlere o kadar takık ki kişi isimlerinin çok da önemli olmadığı olayları anlatırken kafa çorbaya dönüyor ve bu kişiler genelde arkadaşları olduğu için gereksiz detaylara boğuyor. Kitap, özet olarak İlber Ortaylı'nın öğrenme, çalışma, gezme ve yaşama üzerine tavsiyelerinden oluşuyor. Kitapta bana önemli gelen ya da beğendiğim ve altını çizdiğim cümleler şu şekilde; - Herkes, kendi talihinin mimarıdır. - Hayatımız, temel olarak 4'e ayrılır; 12-25 arası temel atma dönemi, 25-40 arası hayata karışma, 40-55 arası olgunluk ve otorikte olma, ve 55 sonrası dinlenme ve demlenme dönemidir. İyi bir yaşam için, her bir dönemdde tamamlamamız gereken bazı işler, edinmemiz gereken bazı alışkanlıklar vardır. Biz, bu dönemde yaptıklarımızla şekilleniriz. - 12-25 arasında, zihin, hafıza ve beden sağlığının en yerinde olduğu bu dönemde hem okuyup öğrenmek hem spor yapmak lazım. Çünkü yaş ilerledikçe hafızanız zayıflar; öğrenirsiniz ama daha çabuk unutursunuz, hareket yeteneğiniz fark etmeseniz de yavaş yavaş azalır. - Mozart 35'inde öldü. O dönemde yazarın, çizerin, mimarın yaş ortalaması 35 civarıdır. Yani adamların hayatının bittiği yaşta, bizim çocuklar halen birşey öğrenmeye çalışıyor, hayata atılmıyorlar. - İşte o elbise öyledir; kimine bol, kimine dar gelir. - Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İnsanın yüzü kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa da hiçbir şey yapmadığınız fark edilir. Bundan kurtulmak mümkündür; yaşayın, monotonluktan uzaklaşın, gezin, görün, keşfedin, başkalarıyla ilgilenin, okuyun, sevin. Bunları dolu dolu yapın ki izleri yüzünüze yansısın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın. - Entellektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entellektüel. - Selanik, Osmanlı İmparatorluğunun en batılı şehridir. Avrupalı kadının biri Selanik'in çarşısında peynirli sandviç yer, bira içer. Bu, izmirde görülebilir şey değildi. - İnsan sabah okuduğu metinleri asla unutmaz. Zihin boşken, vücut diriyken, kafa dinçken okumak, çalışmanın verimini kat kat artırır. - Kendi dünyanı yerinden kendin oynatacaksın. - Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? Her şeyi de sokaklara bakarak öğrenemezsin. - Ürdündeki Petra antik şehri, okumuş her türk insanının görmesi gereken yer. Oraya gitsinler ve mirası korumak nasıl olur görsünler. - Batıyı anlamak için en mühim şehir Floransa'dır, orası rönesansla bütünleşmiştir. Her taşında sanat vardır. - Elitlik, işini iyi yapan insanların toplumda dikeyine sınıflanmasıdır. Elit sistem demek, soyluluk ya da paranın elitizmi değil, yeteneğin elitizmidir. - II. Abdulhamit, abartmıyorum, marangozluk alanında bir dehadır. - Mesele bir enstrümanı illa iyi çalmak değildir. Çalmaya çalışırken, müziği dinlemeyi de öğreniyorsun. - Dans bilmeyen şehirli, müreffeh yaşasa bile hayatın tadını çıkarmıyor demektir. - Falih Rıfkı Atay, 1. Dünya Savaşında şamdaki karargahta Cemal Paşanın yanındaydı. İmparatorluğun yıkılışını muhteşem bir şekilde kaleme aldığı Zeytindağı kitabı... - Her nerede yaşıyorsanız, o şehre, sokaklarını dolaşarak; tarihini, yapılarını bilerek, öğrenerek sahip çıkarsınız. - Taşradan gelen adam İstanbulu kendine benzetiyor da, istanbullu mu izmiri kendine benzetmeyecek? Böyle böyle her şehir birbirine benziyor. Her yapı birbirine benziyor. - Bir defa geçtiğiniz yoldan bir daha geri dönmeyeceksiniz. Çünkü lüzumsuz geri dönüş başarısızlıktır, tekrara düşmektir, ufku kapatmaktır. Hedef bulmak, yol açmak ve aynı yoldan geri dönmemek... Hayattaki gayemiz budur.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,2bin okunma
·
77 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.