·116 syf.····Okunma: 29 Ocak 2025 21:49 Peruk Gibi Hüzünlü hakkında düşünmeye ta isminden başladım. Peruk bence hiç bir zaman hüzünlü olmaya yatkın bir nesne değildi, aksine bir çok insanın şamatasına da malzemedir. Ancak kitap bitince fark ettim ki artık peruklarda bir hüzün bulabilirim...
Çok sevdiğim bir öykücü olmuştu Yalçın Tosun; Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler'i okuduğumda. Kendine has bir anlatım tarzı var yazarın. Hem hiç bir şeyi anlatıyor sanki hem de bir sürü şeyi. Etrafında dolanıp durduğu konular var; tecavüz, eşcinsellik gibi. Bu kitapta da aynı konular var fakat bence Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler'deki kadar sık karşımıza çıkmıyor. O açıdan bu kitaptaki öyküleri daha özgün bulduğumu söylemeyelim. Fakat bence Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler daha başarılı bir kitaptı. İçindeki öyküler sanki daha çok düşünülmüş, kurgulanmış da yazılmış gibi hissettiriyordu. Bu kitaba oranla daha azdı sevmediğim öyküler ya da. Tabi daha çok öyküye ev sahipliği yapıyor bu kitap, onun da etkisi olabilir. Demeden de geçmeyeyim, aynı zamanda Sait Faik Hikaye Armağanı'na sahip ki okurken bir kez bile düşündürtmedi beni, niye buna vermişler diye. Öyle sevdim yine.
En sevdiğim öyküleri not düşmek istiyorum ve de. "Üç Kadınlı Şehir" öyküsünde İstanbul'un ağzından hikayeyi okumak çok hoşuma gitti. Öyküler zaten bende hemen İstanbul'a gitme isteği uyandırdı, öyle güzel anlatmış yazar öykülerin arka planında şehri. "Onat'ın Odası" öyküsünde ya yazar üniversite öğrencisiyken aynı sorularla boğuşmuş ya da bir akademisyen olarak öğrencilerini çok iyi gözlemliyor, bilemeyeceğim ama kendime sorduğum sorular, o üniversite hayatı dendiğinde gördüğüm ve duyduğum şeyler öyküde can bulmuştu adeta. O kadar nokta atışı anlatılırdı. "Üç Adamlı Zaman" öyküsü bence klasik bir Yalçın Tosun öyküsüydü. Bayıldım. "Ferda'nın Unuttuğu" ve "Madam Marini'nin Tamamlanmış Bir Resmi" de yine çok beğendiğim öykülerdendi. Bir sonraki kitabını da heyecanla okuyacağım öykücülerden Yalçın Tosun. İyi ki var.