Tanrılar Okulu gerçekten sıradışı bir kitap. Stefano D’Anna’nın felsefi ve alegorik anlatımı, klasik hikâye anlatımından çok, bir bilinç akışı ya da içsel bir yolculuk gibi ilerliyor.
Dreamer (Düşçü), kitabın en gizemli figürü ve aslında anlatıcının içindeki daha yüksek bilinç, bilge yönü veya belki de bir tür spiritüel rehber. Kimi yorumlara göre Dreamer, anlatıcının ideal benliği ya da aydınlanmış hali. Kitap boyunca anlatıcı, Dreamer ile diyalog halinde ama bu diyalog gerçekten biriyle mi yoksa kendi iç dünyasında mı gerçekleşiyor, bu tam olarak net değil.
Kitapla ilgili yorumum ise şöyle ; “Tanrılar Okulu”, insanın kendi sınırlarını aşarak özgürlüğüne kavuşmasını anlatan metaforlarla dolu bir yolculuk. Kitap, başarının ve gerçek değişimin, dış koşullardan çok bireyin iç dünyasında başladığını vurguluyor. Dreamer adlı bilge bir karakterin rehberliğinde, korkularımızdan arınmanın ve hayallerimizi gerçekleştirmenin mümkün olduğu anlatılıyor. Ancak dili oldukça soyut ve felsefi, bu yüzden herkes için akıcı bir okuma olmayabilir. Beklentisiz yaklaşıldığında ilham verici olabilecek bir eser. Öğretileri güçlü olsa da, herkesin kolayca içine girebileceği bir kitap değil diye düşündüm okumamı bitirdiğimde.
#k:8537stefı Stefano D'Anna