·328 syf.····Okunma: 30 Ocak 2025 21:17 BİTMEYEN İHANET/BERDAL ARAL
Kitapta Filistin konusu hakkında detaylı bilgi vermemektedir. Kitap Filistin Sorununa ilişkin literatüre 4 noktada katkıda bulunmuştur:
1. Filistin Sorunu uluslararası hukuk açısından ele alınmıştır.
2. Kitapta uluslararası hukuk tahlilleri disiplinler arası bir yaklaşım içinde ele alınmıştır.
3. Arap Ortadoğu'sunun 20. Yüzyılda manda rejimleri altına konma süreci ve bunun yol açtığı siyasi travmalar, Filistin'deki siyonist sömürgeciliğin ve İsrail yayılmacılığının hedefine ulaşmasına imkan veren daha genel bağlamda ele alınmıştır.
4. Sorunun bir parçası olarak Filistin trajedisine ilişkin küresel düzeydeki hakim akademik söyleme de ışık tutmaktadır.
Kitap belli başlı kavramların tanımlarıyla başlamaktadır. Kitabın yazarı bir hukukçu olarak Filistin meselesini hukuki olarak incelemektedir.
Kuzu postuna bürünmüş bir kurt olan İsrail ile bir barış görüşmesi yapılması mümkün değildir. Oslo Barış görüşmelerinin sonuçları bu duruma teyit etmektedir. Hatta İsrail Oslo barış görüşmeleri süresince Gazze ve Batı Şeria'da daha fazla yerleşim birimi açmıştır.
İsrail Filistin'e verdiği herhangi bir hakkı bir taviz olarak görmektedir. Fakat toprak, insan gibi yaşamak bir taviz değil bir haktır.
İsrail Filistin sorununu hukuksal açısından inceleyen kişiler İsrail'in Filistin'e yaptığı işgale odaklanmamaktadır. İşgal sırasında yapılan insanlık suçlarına, savaş suçlarına odaklanmaktadır. Bu da İsrail'in işgalini meşru göstermektedir. İsrail'in varlığının hukuksal açıdan hiçbir meşruluğu yokken işgalinin meşruluğu tartışılmaktadır.
İsrail Filistin'in bir devlet olarak varlığını hiçbir zaman kabul etmeyecektir. Şu anki Filistin'i de kantonlara ayırarak bir devlet olmasına engel olmaktadır. Kendi sınırları içerisinde yaşayan Filistinlere de 3.sınıf vatandaş olarak kabul etmektedir ve onlara hak tanımamaktadır.
Kitabın yazarı Berdal Aral birçok sempozyum ve konferansta İsrail Filistin sorununu hukuksal açıdan incelemiş ve konuşmalar yapmıştır. Bu konuda yetkin bir isim olarak Filistin literatürüne bir katkı yapmıştır.
Filistin İsrail sorunu uluslararası güçler tarafından Birleşmiş Milletler aracılığıyla çözülmeye çalışılmıştır (İsrail lehine olarak). Fakat Birleşmiş Milletler kuzuyu kurda teslim etmiş durumdadır. Zaten bizzat kendisi kurt sürüsünün başıdır. Kurtlar Sofrası (BM) kuzuyu (Filistin) kurda (İsrail) teslim etmiştir.
Katar hariç Körfez ülkeleri, Ürdün ve Mısır gibi devletler İsrail ile normalleşme politikasını gitmişlerdir. Fakat bu politika Arap birliğinin son kozu olan "tanımama" kozunu kaybetmesine sebep olmuştur. Maalesef ki bu durum İsrail'in zaferi olarak ifade edilebilecek bir durumdur. Normalleşme ancak sorunun ortadan kalkması ile beraber ortaya konulması gereken bir siyaset olabilir. Sorun ortadan daha kalkmamışken normalleşme sürecine gidilmesi zalim olan İsraill'in daha da azgın bir politika izlemesine sebep olacaktır. Çünkü İsrail'in siyaseti tehdit ve saldırganlık üzerine bina edilmiştir.
Arap devletlerinin İsrail ile normalleşme siyaseti "işgalin normalleşmesi" anlamına gelecektir. Bu siyasetin Arap devletlerine bir faydası olmayacağı gibi hain olarak damgalanmalarına sebep olacaktır.
Filistin İsrail sorunun uluslararası güçler tarafından çözümlenemeyeceği açıktır. Çözümlense bile bu İsrail'in lehine olacaktır. Ancak müslümanlar birleşerek bu sorunu çözebilir. Çünkü İsrail sadece Filistin için tehlike teşkil etmemektedir. Aynı zamanda bütün müslümanlar için, İslam dünyası için tehlike teşkil etmektedir.
Filistin sorununun bunca yıldır bir çözümsüzlük girdabına saplanıp kalmasında 4 temel sebep var.
1. İsrail Filistin sorununa ilişkin olarak her türlü kalıcı çözüme baştan itibaren kulaklarını tıkamıştır.
2. Küresel tahakküm düzeni ve batılı emperyalistler İsrail'i desteklemiştir.
3. BM'nin tam da merkezinde olduğu uluslararası kurumlar ve karar alma mekanizmaları küresel mütehakkim güçlerin İsrail'e küresel sistem içinde dokunulmazlık tanımaları.
4. Küresel medya ile uluslararası akademik söylemi Filistin sorununu ele alış biçimi
Filistin hukuken bir devlet olarak tanınmaktadır. Fakat fiiliyatta tam olarak bu gerçekleşememektedir. Fiiliyatta bunun şu an gerçekleşememesi Filistin'in devlet olmadığına delil değildir. Filistin'i birçok ülke devlet olarak kabul etmektedir. Aynı zamanda Filistin BM'in gözlemci üyesidir. Gözlemci üye olmak basit olarak görülebilir. Fakat bu durum Filistin'in bağımsızlığı yolunda atılan büyük bir adımdır. İsrail Filistin'in gözlemci üye olarak kabul edilmesini istememiştir.Bu durumu Filistin'in zaferi olarak görebiliriz.