·172 syf.····Okunma: 30 Ocak 2025 23:45 Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Yakzan(Uyanık), Hay(Diri)!
Ülkemizde çevirisinin çok geç yapılmış ve en çok okunan kitaplar listesinde neden yer almıyor olması beni şaşkınlığa uğratırken, Rousseau'nun Emile'ine, Thomas More'un Ütopya'sına, Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'suna Hay bin Yakzan'ın çocuğu gözüyle bakanların sayısının hiç de az olmaması şaşkınlığımı kat be kat attırdı.
İbn-i Sina'nın Hay Bin Yakzan'ı aşırı imgesel öğeler içerdiği için biraz anlamlandırmakta zorluk çeksem de, İbn-i Tufeyl'in Hay Bin Yakzan'ı daha anlaşılır oldu benim için. Ama her ikisi de mutlaka keşfedilmeye değer.
İbn-i Tufeyl'in açık ve örtük anlatımlı (yaradılışa uygunluk üzerinden, bunu kitabın son bölümünde çok güzel açıklamış) öyküsünde Hay, kuşku ve ikircim içinde akıl yoluyla varoluşu anlamaya çalışır. Cisimsel gözle deneyimlenen bazı bölümlerde şu an kabul gören bilimsel verilere ters düşen bazı kabuller mevcut. Kitabın yazıldığı dönem baz alındığında - ki çevirmen notları ile de belirtilmiş - gayet makul olan bu veriler bana; acaba yüzyıl ya da yıllar sonra Kuantum fiziğinin keşfiyle, gelecek nesiller de bizim için kitaplara böyle notlar düşer mi diye düşündürmedi değil!
Öykünün birçok motifini Kur'an'dan almış olduğunu ve öyküdeki durumlara notlarda ayetlerle örnek verilmesi çeviriyi çok başarılı kıldı.
Benim için en etkileyici bölümler: Hay'ın, dirimin ölüme dönüşmesini anlamlandırmaya çalışırken annesinin(ceylan) göğüsünü açıp tek tek bütün organlarını incelemesi, Hay ile Absal'ın karşılaşması ve insanlara fena hâli anlatmaya çalışması.
Diri'nin uyanması için okunmalı!
"Insan, akıl nuruyla aydınlanmadıkça, kendi nefsini göremez. Karanlıkta kalan kimsenin ne kendisi, ne çevresindekileri görmesi gibi, nefse de, kendi özünü, aklı ve aşkın biçimleri(suret, form), aklın ışığıyla görür." S. 12
"Gerçek bilgi iki esasa dayanmalıdır: Akıl ve Sezgi. Bilgi, deneyin aklı ile ve aklın da sezgi ile uygunluğudur. İnsan gerçeğe ulaşmada gerek parçalardan bütüne, gerekse bütünden parçalara akıl yürütme yolunu da aşarak kendi içinde bulunan sezgi ışığına da yönelmelidir." S. 59
"Kuşku duymayan kişi bakmaz, bakmayan görmez, görmeyen kör ve şaşkın kalır." S. 76
"Kim kendi özüne ilişkin bir bilgiye ulaşırsa, ulaştığı bilgi, özüyle aynı olur. Kendi özüne ilişkin bilgisi, özünün varlığının da gerçeklik kazanmasıdır aynı zamanda." S. 147
"İnsanlar, kendileri için bir felaket demek olan dünya mallarını toplamakta bitimsiz bir yarış içine girmişlerdi. Ölünceye kadar süren bu mal biriktirme yarış ve hırsı, onları ölümsüz mutluluğa eriştirecek eylem ve çabalardan habersiz bırakmıştı. Öğüt vermenin hiçbir yararı yoktu onlara. Hiçbir güzel söz onları etkileyemezdi. Onlara karşı çıkmak, onlarla savaşmak da işe yaramazdı. Çünkü bu, onların inatlarını arttırır, durumlarında daha da direnmelerine neden olurdu." S 166