Puan vermedi·355 syf.····Okunma: 30 Ocak 2025 19:07 Merhaba. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Marjane Satrapi'nin Persepolis adlı çizgi-roman'ı oldu.
Siyaset-politika türünde otobiyografik özelliği taşıyan eser, Şah'ın düşüşünü, Ayetullah Humeyni Rejimini, İran-Irak savaşının ilk yıllarının en kritik olaylarını anlatır.
İran devriminde yaşanan siyasi-politik olaylara az çok bilir gibiysem de amacım bu tarihi olaylara daha detaylı bakabilmekti. Yazar, bir kız çocuğunun gözünden kadınlara dayatılan yasakları, şiddetleri bu ağır buhran dönemini kesitler halinde göstermek istemiş.
Kitapta, Rejimin dayattığı ideolojiye eleştiri var. Özellikle kadınlara karşı yasakların üzerinde durulmuş, başörtü takma zorunluluğunu, kapalı giyimin dayatılması gibi kadınların hal ve hareketlerine kadar müdahale edildiği bir düzene başkaldırı var.
Bu yaşadığımız dünyada gördüğümüz üzere İran da başörtü takma zorunluluğu dayatılan, uymayanlara ceza uygulanan, hayatı kısıtlanan birçok kadın sıkıntı çekti.
Ve yine dünya da, hatta uzaklara gitmeye hiç gerek yok ülkemizde kadınlar başörtü taktığı için hor görüldü, istenmedi, zorbalığa uğradı.
Niye birileri kendi ideolojisine uymadı diye insanlara en çok da kadınlara zulm eder ki? Niye kendi 'özgürlük' anlayışına uymadı diye onların özgürlüğüne kast eder ki?
Niçin sürekli böyle öfke dolu, kaba insanlara dönüştük ki?
Kendi dünyamda kendime sorduğum soruları bu kitap yorumu vesilesiyle buraya da naçizane ufak bir iç döküş iliştirmek istedim.
Velhasılı kelam eserde doğu-batı ayrımlarını, kültürel çatışmaları, eğitim anlayış farklılıkları ve devrimin getirdikleri ile asimile oluşumları, insan hakları, en çok da siyasi-politik kavgasını her birini özetler nitelikte kurgunun içinde okuyoruz.
#kitapalıntıları
Dünyadaki hiçbir çığlık, acımı ve öfkemi dindirmeye yetmezdi.
O gün çok önemli bir şey öğrendim: Acılarımıza katlanamayacağımızı düşündüğümüz sürece kendimize acırız... Bir kez bu sınırı aştık mı, katlanılmaz olana katlanmanın tek yolu buna gülüp geçmektir.