Puan vermedi·499 syf.····Okunma: 31 Ocak 2025 20:48 Türkler itaat etmeye uygun bir millet değildir fakat otoritesiz de yaşayamazlar. Yani başıboşluğu da sevmezler. İşte bu ruhun bu düsturun adı; İttihatçılıktır.
Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Harbi’nin eşiğinde, yönetim kademelerinde çaresizlik ve durgunluk hâkimdi. Saray çevresindeki bazı Şeyhülislamlar, işgalci güçlerin himayesini kaderin bir gereği, hatta ilahi bir buyruk olarak görüyor; işgalcilere karşı direnişe geçen Kuvâ-yı Milliyecileri ise din düşmanlığıyla itham ediyorlardı.
Bu karanlık tabloya rağmen, memleketin selameti için çabalayan genç ve idealist aydınların öncülüğünde İttihat ve Terakki Cemiyeti kuruldu. Vatan müdafaası gayesiyle Osmanlı’nın dört bir yanında cemiyetler teşekkül etti. Mustafa Kemal Paşa ise, düşüncelerini ve vatansever duruşunu halkla paylaşmak üzere Minber gazetesini neşretmeye başladı. Bu faaliyetler, milletin bağımsızlık ve özgürlük ruhunu yeniden canlandırmak için önemli adımlardı.
Geçmişimle, tarihimle, milletimle ve atamla gurur duyuyorum. Onları anlatan kitapları okumayı da çok seviyorum. İttihat ve Terakki hayranlığımı söylememe gerek yoktur sanırım. Bu kitap da Teşkilat-ı Mahsusa ve İttihat ve Terakki hakkında yazılmış yarı kurgu bir roman.
Bence başarılı olmuş.