·110 syf.····Okunma: 31 Ocak 2025 18:07 İki dünya savaşı arasında Budapeşte'ye gidiyoruz. Budapeşte eylülünde dosyalarını inceleyen Yargıç Kristof Komives tanıdık bir isme rastlıyor. Yargıcı olduğu boşanma dava dosyasındaki isim eski okul arkadaşı olan Dr. Greiner . Davayı açan kadın Anna Fazakes'i de az çok hatırlıyor ancak silik bir kaç anı dışında aklına bir şey gelmiyor. Komives'in dosyaları incelerken adalet anlayışına, yargıçların toplumsal ve ahlaki görevlerine kadar pek çok konudaki düşüncelerine şahit oluyoruz. İlerleyen sayfalarda Komives'in çocukluğundan bu zamana kadar kişiliği, çevresi, inançları ve değerleri ekseninde bir okuma sürüyor. Buralara kadar boşanma davası üzerinden adalet anlayışı ve toplum bilinci gibi kavramlar üzerine fikirler edinebileceğim bir roman okuyacağımı düşünürken birden durum değişiyor. Komives'in kafasındaki düşünceler ve hayatına dair bize anlatılarının akabinde eşi Hertha ile bir davetten eve dönüşü ile kitap başka bir yön alıyor. Komives, kendisini evde bekleyen sabah dosyasını incelediği Dr. Greiner ile karşılaşıyor. Buradan sonrasında Dr. Greiner'in çocukluğu, hayatı, toplum ve insanlar hakkında düşündükleri, evliliği ve eşi Anna'ya olan saplantılı duyguları ekseninde ilerliyor.
Kitapta Komives karakteri ile Dr. Grenier karakteri Macar toplumundaki iki ayrı sosyal sınıfın temsilcisi gibi. Birbirlerine o kadar zıt ve uzak iki ucun ahlak, insani değerler, yaşam amacı, istekleri ve beklentileri üzerine derin bir okuma sunuyor bize Sandor Marai.
Komives'in katı ahlak ve toplumsal kuralcılığı kendi içindeki adalet duygusuyla çatışırken ; Dr. Greiner'in ulaştığı toplumsal konum ve sahip oldukları ile içindeki boşluk gittikçe derinleşmektedir. Karakterlerin yaşadığı tezatlıkları, iç hesaplaşmaları muazzam bir incelikle aktarıyor yazar.
Nihayetinde Dr. Greiner'in hayatı bir hiçliğe sürüklenirken, yargıç Komives hayatına ve işine kaldığı yerden devam ediyor.
Dr. Greiner'in de dediği gibi "Herkes eninde sonunda kendi kaderiyle baş başa kalmak zorundadır" .