Merhaba sevgili kitapseverler,
Bugün sizlere alın teri ve acı dolu yaşamından ötürü “Acı” soyadını almış bir yazarın, işçilerin var oluş mücadelesini canlı betimlemeleriyle kurguladığı “Ana” eserini ele alacağım.
Kitap için Sanayi Devrimi ile gelişen ve kapitalizmin öncülük ettiği modern kölelik sistemine topyekûn bir başkaldırı örneği diyebilirim. Babası bir fabrika işçisi olan Pavel, kocasına boyun eğmek zorunda kalan Pelage (Ana) ve fabrikada çalışan işçi kesimi… Kitap temel olarak bu karakterlerle örülmüş.
Fabrika muhitinin ve işçi çalışanların canlandırılmasıyla kitabına giriş yapan Gorki, okuyucuyu resmen fabrikanın ortasına bırakıyor. İşte romandan bir kesit:
“Sabahın erken saatlerinde, fabrikanın sireni işçi mahallesinin ağır dumanlı havasını keskin bir çığlıkla çalkalayınca; ufacık kara evlerden henüz gevşeklikten kurtulamamış asık yüzlü insanlar çıkar, korkudan kaçışan hamam böcekleri gibi koşuşmaya başlar, … Çamur ayaklarının altında vıcıklaşırdı. Uykulu sesler, boğuk haykırışlar halinde yükselir, küfürler, sövüşmeler ayyuka çıkardı. …”
Bu girizgâhtaki tasvirler günümüze hiç yabancı değil aslında. Fikriyat olarak aşina olduğumuz asırlık bir çilenin ucundan kıyısından örnekleriyiz hepimiz. Hayatta kalma dürtümüzü bir hiyerarşi biçiminde dışarıya kusuyoruz. Tıpkı Çilingir Mihail Vlasof’un bir işçi psikolojisiyle karısını dövmesi, tartaklaması, değersizleştirmesi gibi. Hangimiz bu döngüde yer almadık ki?
Romana ismini veren ‘Ana’ oğlu Pavel’in verdiği emek mücadelesinde “düşünsel başkalaşım” geçiren bir karakter. Öyle ki başlangıçta oğlunun ideolojik konumunu algılayamayan ve garip karşılayan birisiyken zamanla Pavel ve işçi fabrika arkadaşlarının ‘Ana’sı olmuş; onlara kol kanat gererek destek vermiştir.
Ana karakterimiz Pavel ve annesi Pelage etrafında örülen bu hayatta kalma serüveni, dönemin Rus Çarlığı yönetimi ve devrim sürecine ilişkin tarihsel verilerle birlikte işlenmiş.
Eğer Rus edebiyatına bir yerden başlangıç yapmak istiyorsanız Maksim Gorki’nin Sosyalist Gerçekçiliğin ilk nüvesi olan bu romanıyla adım atabilirsiniz. Eminim ki hiç sıkılmayacak, Ana’nın o içsel dönüşümünü ve Rus/dünya işçilerinin halipürmelal durumuna içiniz ezilerek tanık olacaksınız.
İyi okumalar… Maksim GorkiAna