Sahaf mendel
9/10
·59 syf.··
2025 12. kitabı
Kitap 2 tane novella ve 1 tane öyküden oluşur. İlk novella "Sahaf Mendel"dir. Anlatıcı yağmurdan kaçmak için bir kafeye sığınır. Kafe Avusturya'nın sıradan sayılabilecek bir kafesidir. Bu kafe ona çok tanıdık gelmektedir. Biraz düşündükten sonra buranın daha önce dersi hakkında danıştığı Jakob Mendel'in kalesi olduğunu hatırlar. Jakob 30 yıl boyunca her gün buraya, Gluck kafeye gelir, masasına oturur ve akşama kadar kitap okur, etrafını hiçbir şekilde duymazdı. Mendel tam bir yürüyen ansiklopediydi. Anlatıcı Mendel'in günümüzde burada olmadığını görünce ona ne olduğunu merak eder ve çalışanlara onu sorar. Ancak hiçbiri öyle birini hatırlamıyordur. Anlatıcının aklına kafenin temizlikçisi Sporschill gelir. O hala burada çalışmaktadır. Onu çağırır ve Mendel'in masasına otururlar. Sporschill Mendel'in bir dönüm noktası yaşadığını söyler. Mendel yine masada kitap okurken polisler gelir ve Mendel'i alıp götürürler. Mendel Fransa ve İngiltere'deki sahaflara abonelik ödemesini yaptığı halde dergi ve kitaplarının gelmediğini mektupla bildirmiştir. Ancak işin ironik yanı Avusturya o sırada İngiltere ve Fransa ile savaş halindedir. Mendel öyle içine kapanmıştır ki savaşta olduklarını dahi bilmiyordur. Daha sonra biraz daha sorguladıklarında Mendel'in aslında Rus olduğunu, Avusturya'ya kaçak olarak geldiğini öğrenirler. Mendel'i toplama kampına yerleştirirler. 2 yılı aşkın bir süre orada esir kaldıktan sonra Mendel'in ünlü müşterileri ona mektuplar yazarlar. Mendel'i esir tutan komutan da buna oldukça şaşırır ve Mendel'e cevap yazma hakkı sunar. Daha sonra o ünlü kişiler Mendel'i ricacı olarak oradan çıkarırlar. Ancak Mendel artık eski Mendel değildir. Yine her gün kafedeki aynı masaya oturur. Fakat gün boyu boş boş kitaba ya da tavandaki ışığa bakar. Kafe sahibi dükkanını başkasına satar. Yeni kişi ise Mendel'in akşama kadar bir kahve ile tüm gün masayı işgal etmesinden rahatsız olur. Bir gün Mendel'in kafeden ekmek çaldığını görür ve onu kafeden kovar. Daha sonra uzun bir süre sonra Sporschill Mendel'in kafeye tekrar geldiğini söyler. Ancak Mendel bir deri bir kemik kalmıştır. Mendel her zamanki masasına oturur ve getirdiği kitabı okumaya koyulur. Ancak bir süre sonra bayılır ve hastaneye kaldırılır. Akşamına da maalesef hayatını kaybeder. Sporschill anlatıcıya Mendel'in kitabının onda olduğunu söyler. Anlatıcıya vermek ister. Ancak anlatıcı kitabın onda kalmasını ister. Anlatıcı bile bir zamanlar hayranı olduğu kişiyi, sahaf Mendel'i unutmuş olmaktan büyük bir utanç duyar. İkinci novella "Görülmeyen Koleksiyon"dur. Almanya'da savaş dönemindeki enflasyonu anlatan kısa bir novelladır. Kompartımana bir bey oturur ve yanındaki kişiyi tanır. Bu kişiye nereden geldiğini anlatmaya koyulur. Bu kişi 37 yıldır antikacılık yapmaktadır. Yakın zamanda onun çok eski müşterisi olan birinin mektupları eline geçer. Bu adamı merak eder ve adresine gider. Müşteri koleksiyoncunun ismini duyunca sevinir ve onu içeri davet eder. Müşteri artık oldukça yaşlanmıştır ve kördür. Enflasyon onu mahvettiği için antikacıya bir şey alamayacağını peşinen söyler. Antikacı ise onu sadece ziyarete geldiğini belirtir. Müşteri bu duruma sevinir ve koleksiyonunu ona açmaya karar verir. Ancak karısı antikacıya çeşitli hareketler yaparak bunu ertelemesini işaret eder. Antikacı da öğleden sonra 03.00'te gelebileceğini söyler. Müşteri biraz kızsa da bunu kabul eder. Karısı antikacıya kızının onun yanına geleceğini söyler. Bir süre sonra kızı antikacının oturduğu yere gelir ve durumu anlatmaya koyulur. Enflasyon nedeniyle annesi ve kızı müşterinin koleksiyonlarını satmışlardır. Eğer müşteri antikacıya eserlerini gösterseydi antikacı bomboş kağıt parçaları ile karşılaşacaktı. Kızı antikacıya rol yapması için yalvarır. Antikacı da bunu kabul eder. Müşteri büyük bir hevesle boş dosyaları antikacıya anlatır. Antikacı da güzel rol yapar. En sonunda müşteri antikacıya öldüğü zaman koleksiyonlarının onun dükkanında satılacağı sözünü verir. Antikacı ise müşterinin bütün eserlerinin satıldığını bilmesine karşın bunu kabul eder. Antikacı dışarı çıktığında müşteri pencereden sevinçle "güle güle" diye bağırıyordu. Antikacının aklına Goethe'nin bir sözü geldi: "Koleksiyonerler mutlu insanlardır." Üçüncü öykü "Unutulmayacak Bir İnsan"dır. Öykünün kahramanı sokakta köpeğiyle gezmektedir. Birden karşısına kötü giyimli, dilenci olduğunu sandığı bir adam çıkar. Tam cebinden para çıkaracakken adam köpeğin bir sıkıntısı olduğunu söyler. Köpeği yanına çağırır ve ayağına takılan şeyi çıkarır. Köpek rahatlar, adam da kahraman teşekkür etmeye fırsat bulamadan gider. Daha sonra kahramanımız bu adamın kim olduğunu merak eder ve aşçısına bunu sorar. O da hemen onun Anton olduğunu söyler. Anton herkese yardım eden, çok ihtiyacı olmadığı sürece kimseden para almayan bir yardımseverdir. Herkes onu tanır ve ona saygı duyar. Anton bir şey istediğinde kimse bunu geri çeviremez. Bir gün kahramanımızın su tesisatı bozulur ve Anton'u çağırmak ister. Bu sayede onu bir kez daha görecektir. Bir süre sonra Anton gelir ve tesisatı düzeltir. Kahramanımız yine teşekkür edemeden Anton oradan ayrılır. Kahramanımızın hizmetçisi Anton'a 6 şilin verir, ancak Anton bunun sadece 2 şilinini alır. Ayrıca hizmetliye kullanılmayan palto olup olmadığını sorar. Kahramanımız da aceleyle paltoları alır ve Anton'a doğru koşar. Anton da hiçbir şey olmamış gibi paltolardan birini seçer ve alır. Anton varsa mahalledeki muhtaç birkaç kişi için kullanılmayan gömlek ve bot da ister. Kahramanımız da hiç düşünmeden gömlek ve botu Anton'a verir. Anton da kahramanımıza teşekkürlerini sunar. Ve kahramanımız düşünür: keşke herkes Anton gibi olsa. O zaman ne polise, ne kanuna, ne de paraya gerek kalırdı. Ve böylece 3 bölümden oluşan kitabımız son bulur. Her biri güzel anlamlar içeren 2 novella, 1 de öykü okumuş oldum. Kitaba notum 10 üzerinden 9. Alıntılar: Eğer rüzgar, bastığımız yerlerde bizden kalan son izleri de yok edecekse, neye yarardı yaşamak (Sf. 17)?
Sahaf MendelStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412,8bin okunma
·
162 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.