Gönderi

10/10
·182 syf.··
2025 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 11:17
Merhaba! Bugün şu dönem sık sık kitaplarını okumaya çalıştığım bir yazar olan Hüseyin Rahmi'nin "Cadı" adlı eserinden bahsetmeye çalışacağım. Eleştirmek haddime olmadığından sadece tanıtım tarzında bir yazı olacaktır. O zaman gelin sevdiğim bir alıntı ile başlayalım. ALINTI: "Efendi, emin olun, gördüğünüz her sima, göstermek istediği aydınlık bir vicdanın hakiki yansıması değiIdir. İyilikseverlik belirtileriyle parıltılı bulduğunuz çehrelerden çoğunu, bir anlık doğal ikiyüzlülük örtüsünden sıyrılmış görseniz dehşetinizden Hakk'a sığınırsınız. Tatlı görünen ne kadar tebessümler vardır ki her biri gizli bir nefretin, alçak bir emelin aldatıcı yaldızı hükmündedir. YORUMUM: Öncelikle benim bu kitaba başlamama neyin vesile olduğundan bahsederek konuyu açayım efendim. Yemek yerken bir şeyler izlemek zannederim ki yalnız benim zevk aldığım bir mesele değildir. Yine bir şeyler bakınırken Osmanlı'nın son dönemlerinde geçen bir cadı hadisesinden bahseden Türk yapımı bir filme denk geldim. Araştırınca öğrendiğim üzere bu kitabın bir uyarlamasıdır. Elbette konu benzer olsa da film sonraları çokça kitaptan ayrılmıştır. Filmi de tavsiye ederim bu arada. Eğer benim gibi Osmanlı dönemi romanlarını özellikle son dönemini okumayı sevenlerdenseniz Hüseyin Rahmi'nin tüm kitaplarını tavsiye ederim gerçi ben de tamamını bitirebilmiş değilim ama okuduğum kadarıyla söyleyebilirim ki döneminin artısıyla eksisiyle her şeyini anlaşılır bir dille oldukça zevkli bir anlatımla aktarmakta. Hüseyin Rahmi; kitaplarından anladığım kadarıyla döneminin değerli okumuş, bilge insanlarındanmış. Şu ana kadar okuduğum tüm kitaplarında bilge-cahil çatışması yer alıyordu ve bu bilge insanları anlatırken de Hüseyin Rahmi kendi oldukça kalabalık külliyatını gözler önüne seriyordu. Özellikle de bu bilge insanların toplumun bâtıl inançları ile savaşmaları, yer yer her ne kadar "bâtıl" olduğunu bilseler de bu garip hâdiselere inanmaktan da kendilerini alamamaları bize de bu olayların aslında "bâtıl" olmayabileceğini düşündürtüyor. Yazarın dilinin büyülü olduğunu düşünüyorum. Sizi sarıp sarmalayıp o dönemin bir çağdaşı yapıyor. Tabii burada kitabı günümüz Türkçesine uyarlayan İsmail Kayapınar'ı da anmadan geçmemek lazım. Okuması çok kolay hemen okursunuz demeyeceğim ama okumaktan keyif alacaksınız diyebilirim. Bu kitapta sanat ne için kestiremedim açıkçası... Ama toplumsal meselelere de oldukça iğnelemeli değinmeleri olduğunu belirtmem gerek. Bir oturuşta bitiremezsiniz belki ama kitabın başından kalktığınızda bile onu düşünmekten kendinizi alamayacaksınız. Olaydan bahsedeyim şimdi. Böyle deyince kendimi her mahallede bulunan her hadiseyi duyar duymaz diğerlerine yetiştiren dedikodu yapıp asla dedikodu yapmadığına yemin eden kadınlar gibi hissettim. Eee, bu olay da öyle basit bir olay değil canım tüm İstanbul zamanında bu olaydan haberdarmış biz olamayalım mı? Evet efendim, Naşit Nefi Efendi adında zavallı bir adamdır hikayenin asıl ana kahramanı. Ama biz bu hikayeyi hiç ondan dinleyemiyoruz maalesef. Tüm hadiseler aslında Fikriye isimli kızcağızın eşinin ölümüyle başlıyor. Yengesi de bu zavallıcağızı daha yasını tutamadan evlendirmenin derdinde. İşte bu kızın tâliplerinden biri oluyor Naşit Nefi Efendi. Biz bu adamcağızı oradan tanıyoruz. Sonra öğreniyoruz ki bu adam hiç de öyle sağlam pabuç değilmiş, olaylar Fikriye'den gizlense de bir aile dostu Fikriye'ye bunları işittirip bu adamın eski karısından olayları dinlemesini ısrar ediyor. Bizler, Fikriye, yengesi, kılavuz kadın, aile dostu toplanıp Şükriye Hanım'a(Naşit Nefi'nin eski eşi) misafir oluyoruz. Meğer bu kadıncağız yaşadığı her şeyi kitap hâline getirmiş bizler de oturup o kitabı dinliyor bu evliliğe dördüncü kişi oluyoruz. Neden dört diyecek olursanız da malumunuz Şükriye Hanım, Cadı Binnaz Hanım, Naşit Nefi Efendi bu evlilikte hep beraberdirler de ondan. Bu cadıdan çekmediğimiz kalmıyor derken bir de bakmışız kitap bitiyor ve sanki bizler de daldığımız o büyülü rüyadan uyanıyoruz. Kitap o kadar güzeldi ki yani nasıl anlatayım bilmiyorum. Şiir gibiydi, müthiş bir orkestra dinlemek gibiydi, akşamüstü yorgunluğunda içilen türk kahvesi gibiydi... Bulduğunuz ilk fırsatta okumanızı temenni ederim. Zaten çok kalın bir kitap değildir. Hepinize sağlıklı, huzurlu, mutlu günler diliyorum. Bir başka romanda görüşene kadar sağlıcakla kalın. TRT radyosu sunar... Şu an kahkahalarla yazdığım son kısma gülüyorum. Eskiden radyodan duyduğum program sunucuları canlandı zihninmde. Neyse lafı uzattım yine keyifli okumalar efendim. Yorumda bir hatam olduysa affola...
CadıHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,5bin okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.