10/10
·360 syf.··
2025 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 14:10
Kitabın sunuş kısmını buraya copy-paste yapmayı isterdim ve sonsöz kısmını da ama hepsi buraya sığmayacak :)) "Dünya'da kötülüğün varlık sebebi, insanların hikayelerini anlatamamalarıdır" Carl Jung'ın sözü ile başlıyor kitap. Şu sözlerle devam ediyor. "İnsanların uçakta birbiriyle konuştuğu o uzak geçmişte, bazen ne iş yaptığımı sorarlardı. "Şiddet failleriyle çalışan bir psikiyatrist ve psikoterapistim," derdim. Hafif merak, hayrete dönüşürdü. "O insanlarla gerçekten konuşuyor musunuz yani?" İşin ucu "böyle canavarlarla" uğraşma "zahmetine" girmenin ne büyük bir "zaman kaybı" olduğuna dair doğaçlama bir vaaza da varabilirdi, afallamayla karışık bir, "Ama onlara yardım edilemez, doğuştan değil mi onlarınki?" yanıtı da alabilirdim. Arada sırada bana doğru eğilip sesini özellikle alçaltarak, "Açık konuşayım, bence Parlamento idam cezasını geri getirmeli," diyen bir İngiliz yolcu çıkabilirdi. Bugünlerdeyse kemerlerimizi bağlarken nadiren sohbet açan biri olursa çiçekçilikle uğraştığımı söylemeyi tercih ediyorum. Ama insan gaddarlığı karşısında hem meraka hem de dehşete kapılan herkesin, şiddetin ve şiddet içeren suçlar işleyenlerin tedavisi hakkında daha iyi, daha içten bir yanıtı hak ettiğini düşünüyorum ve bu kitapla bunu hedefliyorum. Kitabın adı, tanıdığımız şeytanların tanımadıklarımız kadar tehlikeli olmadığını öne süren Latince atasözünden geliyor. Birlikte yolculuk ettiğim kişiler bir terapi grubu olsaydı sembolik düşünme yeteneklerini sınamak için bu deyişi düşünmelerini isteyip ne anlam çıkardıklarını sorabilirdim. Grubu harekete geçirmek için, "Peki, ya tanımadığımız şeytan," diye sorabilirdim, "sizin için kimdir?" "Bize yabancı olandır elbette" derdi belki biri. Birlikte çalıştığımız o korkunç insanlardan biri mesela." Belki grup zamanla tanımadığımız şeytanın aynı zamanda hepimizin içinde yaşayan zalim ve alçaltıcı benliği niteliyor olabileceğini de keşfederdi. Bunu kabullenmek bazıları için kolay değildir; Lear'ın kızının güzel sözlerini uyarlayacak olursak: "Kendimizi aslında çok az tanırız. Bu kitaptaki öykülerde meslektaşlarımla birlikte "o insanlarla" ne yaptığımızı, dinlemenin ve merhametin neden ve nasıl bir fark yaratabileceğini göstereceğim. ... Her bölümün konusu farklı ama şiddetin risk faktörleri hem bu kitapta hem de tüm adli çalışmalarda önemli bir temadır. Bir meslektaşım yararlı bir tanımlama yaparak şiddet eyleminin gerçekleşmesini bir bisiklet kilidine benzetmişti. Stres kaynakları hizalanarak bir kombinasyon oluşturur: İlk iki "rakam" büyük olasılıkla sosyopolitiktir ve erkekliğe, zafiyete veya yoksulluğa yönelik tavırları yansıtır: Dünyada en çok şiddet suçu işleyenler, yoksul genç erkeklerdir. Sonraki iki rakam madde kullanımı veya çocuklukta yaşanan çeşitli sıkıntılar gibi, faile özgü olabilir. En ilginci ise kilidin tık diye açılıp zarar verici bir gaddarlığın ortaya çıkmasına yol açan son "rakamdır." Genelde kişiye özeldir bu ve mağdurun hareketinde yalnızca fail için anlam ifade eden bir şey vardır; o hareket basit bir mimik, bilindik bir söz, hatta bir gülümseme bile olabilir. Suçlularla çalışırken daima o anlamı ve o anlamın failin genel yaşam öyküsüne, kendi özanlatısına nasıl oturtulabileceğini bulmaya odaklanırım. O anlamı aramak, dolambaçlı mercan labirentle- rinin arasına girip çıkan minicik bir balık misali, yakalanması zor bir avın izini sürmeye benzer. Zaman ister çünkü zihnin açılması gerekir, ayrıca bakma isteği ve biraz ışık da ister. ... Kolay olmayacak. Söz gelimi, bir başkasının kafasını kesmiş bir adamı, arkadaşını onlarca kez bıçaklamış bir kadını veya öz çocuğunu istismar etmiş birini kabul etmek, radikal türden bir empati ister... Onları anlamak için hayal gücü gerekir, gördüklerini görmek için gittikleri yere gitmek gerekir. Büyük okyanus bilimci Jacques Cousteau'nun dediği gibi: “Bir balığı gözlemlemenin en iyi yolu, balık olmaktır.” Bakmanızı isteyeceğim bazı şeyleri gördüğünüzü unutmanız zor olacak ama bize yabancı gelen yaşanmışlıkların içyüzünü anlamanın dönüştürücü bir deneyim olduğunu kendi deneyimlerimden biliyorum ve ben de yanı başınızda olup ıstırapları anlama çevirmeye çalışacağım. Işık her bölümde biraz daha güçlendikçe, okurların yeni kabullenme ve değişim olasılıklarını zihninde canlandırmayı başarabileceklerini umuyorum. ... Ve yazarın son sözleri İşim sırasında duyduğum çok sayıda yaşam öyküsü, zihnin karmaşıklığına sonsuz bir saygı duymamı sağladı. Derinlere indikçe, engin okyanuslar veya evrenin kendisi gibi, zihnin de ne kadar bilinemez olduğunu daha iyi anladım. Umarım bu kitap biterken, temiz havanın ve özgürlüğün değerini bilerek yaşamına dönen okur, "kötülük" dediğimiz şeye yönelik bakış açısını değiştirmiştir. Aslında kötülük, neredeyse güzellik gibi, nesneden çok, o nesneye bakan kişi hakkında fikir veren bir terimdir. Bir dahaki sefere "kötü kalpli bir canavar" hakkında bir haber veya film izlediğinizde, farklılıklarımızdan çok, benzer- liklerimizin olduğunu bilerek onlara yeni bir bilinçle bakmayı başarabilirseniz bu kitapta anlatılan acı ve şiddet öyküleri amacına ulaşmış demektir. ... Bisiklet kilidi benzetmesi risk faktörlerinin neler olduğunu bize gösteriyor, şimdi bizim yapmamız gerekense o risk faktörlerinin etkisini azaltacak, hatta bazılarını tamamen ortadan kaldıracak politik ve sosyal iradeyi göstermektir. Hem zaman hem de para harcamamız gerekeceği doğru ama alacağımız ödül paha biçilmez olacaktır.... Zihnimizi açık tutup yüreğimizdeki iradeyi koruyarak harekete geçersek yapabileceğimiz çok fazla iyilik var. Eğer bu kitaptaki kişiler belleğinizde aklımıza şeytanla ilgili düşünceler getiren bir yere kazınırsa unutmamak gerekir ki biz o noktada değil buradaysak "Tanrı'nın lütfu sayesindedir". İnsan zihninin derinlerine inme merakı ve cesareti -özellikle bu işi şiddet failleriyle yaptığı düşünüldüğünde yaptığı daha çok anlam kazanıyor- sebebiyle yazara teşekkür ederim. Psikiyatristin hikaye örüntüsünü kurgulama şekli, büyük bir titizlik ve sabırla hikayeyi anlama, bağ kurma çabası ve aynı zamanda bunları yaparken kendi güvenliğinden endişe duyan, danışana yardımcı olma isteği içinde, zaman zaman yetersizlik hisleri ile dolan bir insan da olduğunu görmüş oluyoruz ki zaten kitabı şu cümlelerle tamamlıyor: İşin aslı, ne kadar uzun süredir bu işi yapıyor olsam da ben de bir insanım, benim de her insan gibi hoşlandığım ve hoşlanmadığım şeyler var. Dünyadaki hiçbir eğitim ve deneyim bunu silip götüremez ve götürmesini isteyeceğini de sanmıyorum. Sözün özü benden kitaba büyük bir 10/10.
Tanıdık ŞeytanEileen Horne · Domingo Yayınevi · 2024368 okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.