İrlandalı yazar Sally Rooney'in ilk romanı olan "Arkadaşlarla Sohbetler" ile karşınızdayım. Bu roman, ünlü yazarımızın ilk eseri olma özelliğini taşıyor. Ancak sadık ve verimli bir okuyucu olarak bu romana asla ilk demezdim. İnsan ilişkilerinin karmaşıklığını, yeninin cezbediciliğini, aşkın ve tutkunun damarda sakince durmayışını, evlilik dışı ilişkinin getirdiği heyecanı, ilişkilerin alışkanlık haline dönüşmesinin getirdiği rahatlık, hayatını paylaştığın kişiden kopamamak gibi konularda çok ciddi psikolojik değerlendirmeler yapıyor Sally Rooney. Karakterler arasındaki sohbetler çok gerçekçiydi ve keyif verdi. İrlandalı yazarımız sade, gerçekçi ve sürükleyici bir üslup tercih ediyor bu ilk romanında. Şimdi dört kitabını da okumuş olduğum Sally Rooney'nin tarzının, yazdıklarının, günlük hayatın içinden samimi dyaloglarının tam benlik olduğunu daha iyi anladım. Genç yaşı itibariyle de bu tarz iletişim ve ilişkileri çok gerçekçi bir şekilde yorumlayabiliyor. Frances ve Bobbi üzerinden günümüz ilişkilerine farklı bir algılama boyutu kazandıran Rooney, Melissa ve Nick üzerinden de günümüz ahlak anlayışını sorgulatıyor okurlara... Roman, hakları satın alınarak aynı adla diziye uyarlandı ve bir-iki yıl önce Hulu'da yayınlandı.
20'li yaşlarında bir çift olan iki kızımız Frances ve Bobbi... Biseksüel ve lezbiyen olarak yıllardır süregelen önce sevgili şimdi kankalık mertebesinde uyumlu bir ilişkinin içindeler... Frances bir yazar, aynı zamanda şairdir ve iki genç kız, edebiyat günlerinde şiir okumaları yaparlar. Yine böyle bir gecede, yazar olan 37 yaşındaki Melissa ile tanışırlar. Güzel geçen gece Melissa'nın evinde sonlanırken, eşi Nick ile de tanışırlar. Frances ve Bobbi, her geçen gün Melissa ve Nick'in hayatına daha fazla dahil olurken; Bobbi ile Melissa büyük bir çekim yaşamaya başlar. Frances ise aynı duyguyu Nick'e karşı hissetmektedir. Bobbi hayranlığıyla Melissa ile yakınlaşırken, Frances de Nick ile yatmaya başlar. Genç kızların öğrendiği üzere Melissa ve Nick'in evliliği de tutkusal açıdan çoktan bitme noktasına gelmiştir. Dörtlümüz, karmaşık bir ilişki ağının içinde bulur kendilerini... Bobbi'nin kalbinde Melissa, Frances'in kalbinde de Nick olduğu için iki genç kız da kendi dostluk ilişkilerinde gerilim yaşamaya başlar. Frances gün geçtikçe Nick ile iyice karışırken, seks dışında iletişim sorunları vardır. Frances'in duygusal beklentisi, Nick'in sözcükleri ve duyguları anlamlandıramamasıyla çarpışır. Nihayetinde Nick Frances'i sevdiğini söyler ve eşi Melissa'ya itiraf eder. Bu noktadan sonra işler yine sallantıda giderken Nick'in Melissa'dan vazgeçmemesi, bu dörtlümüz için köprüden önce son çıkış olur.