Puan vermedi·148 syf.····Okunma: 03 Şubat 2025 20:03 Bir hikâyenin daha sonuna geldik. Okurken düşündüren, düşündürmekle kalmayıp hayatı sorgulatan; her anında, her yaşanmışlığında kendimi bulduğum bir deneyim oldu. Bazen bazı kitaplar vardır, okurken içinde kaybolduğunuz, hiç bitmesini istemediğiniz… Ve bittiğinde de etkisinden çıkmadan hayata devam etmenin bir yolunu bulmanız gerekir.
Siddhartha'ya gelelim…
O, hayatını rahatlık ve konfor içinde sürdürebilecekken, bununla yetinmeyip hayatta farklı bir anlam arayışına çıkmaya karar vermişti. Üstelik bu kararının arkasında öyle sağlam duruyordu ki babası bile onu durdurmaya çalışmadı. Çünkü oğlunun ruhunun çoktan uçup gittiğini ve onu geri kazanması gerektiğini biliyordu.
En yakın arkadaşı Govinda ile birlikte Samana’ların yanına giderek onların yaşam tarzına uyum sağlamaya başladılar. Fakat Siddhartha içinde hâlâ bir eksiklik hissediyordu; doldurulamayan, tatmin edilemeyen bir boşluk… Bu his onu daha derin bir arayışa sürükledi. Zaman içinde yolları, bilge Gotama’yı (Buda) görmek için oraya çıktı. Ancak Siddhartha, başkalarının öğretilerine tutunarak gerçek bilgeliğe ulaşamayacağını hissetti. Bu yüzden en yakın dostu Govinda’yı Gotama’nın yanında bırakarak yoluna tek başına devam etti.
Aslında Siddhartha için hikâye şimdi başlıyordu. Ama her aldığı kararda, her deneyiminde hikâyesinin baştan başladığını hissettiriyordu. Ve belki de bu, hayatın akışının bir parçasıydı; ne yaparsak yapalım, hayat devam ediyordu.
Yeni bir yolculuk, yeni bir Siddhartha…
Uzun yolculukların ardından bir nehir kıyısına ulaştı. Orada bir kayıkçıyla karşılaştı ve geceyi onun yanında geçirdi. Kayıkçı, onu ertesi gün karşıya geçirerek yoluna devam etmesini sağladı. (Herkes bir gün evine döner.)
Yolda uyurken bir rüya gördü: Bir kadının memesini emdiğini... Uyandığında yoluna devam etti ve rüyasında gördüğü kadını gerçekte de gördü. Onun cazibesine kapılsa da kendini bu duygulara kaptırmamak için uzaklaştı. Fakat içindeki dürtüler ona yön verdi ve tekrar yollara düştü. Bu yolculuk onu Kamala’nın yanına götürdü.
Kamala, ona birlikte olabilmeleri için zengin ve iyi giyimli biri olması gerektiğini söyledi. Siddhartha, onunla olabilmek için bu şartları yerine getirmeye karar verdi. Kamala, ona bir tüccarın yanında iş buldu ve bu, Siddhartha için bir dönüm noktasıydı.
Zamanla ticarette ustalaştı, servet kazandı, kumara ve şaraba başladı. Kadınlarla ilişkiler kurdu, fakat tüm bunları alaycı ve umursamaz bir tavırla sürdürdü. İçinde hâlâ bir boşluk vardı ve bu boşluğu maddi hazlarla doldurmaya çalıştı. Serveti büyüdükçe, kumara ve içkiye bağımlılığı da arttı. Bir noktada, her şeyini kaybedip tekrar kazanmanın verdiği heyecan bile onu tatmin etmemeye başladı.
Bunun böyle devam edemeyeceğini anladığında, hayatta yeni bir yol ayrımına geldi. Tüm bu hayattan kurtulmanın tek yolunun burayı terk etmek olduğuna karar verdi. Ayrılmadan önce Kamala ile son bir kez birlikte oldu. Kamala, bir gün gideceğini bildiği için onu aramadı. Siddhartha ise geride bıraktığı hayatın pişmanlıklarıyla yola koyuldu.
Ölüm ve yeniden doğuş…
Pişmanlıkları ağır gelince, intiharı düşündü. Nehrin kenarında, bir ağacın altında uyuyakaldı. Uyandığında karşısında Govinda’yı gördü. Ancak Govinda onu tanımadı ve sadece ormanın tehlikelerine karşı bu yabancının yanında beklemeyi görev bildi.
Govinda ayrıldıktan sonra, Siddhartha nehrin üzerine çıktı. Tam kendini suya bırakacakken, ağzından istemsizce “Om” sesi döküldü. O an bir aydınlanma yaşadı. Ölümün çözüm olmadığını fark etti ve kendi gafletine öfkelendi.
Nehrin karşısına geçmek için tekrar aynı kayıkçının yanına gitti. Kayıkçı Vasudeva, ona sığınacak bir liman oldu. Siddhartha, onun yanında kalmaya, onu bir öğretmen gibi dinlemeye başladı. Yıllar boyunca birlikte yaşadılar ve Siddhartha, içsel huzura kavuştuğunu hissetti.
Hayatın döngüsü…
Ancak kader onu yeniden sınayacaktı. Bir gün Kamala ve oğlu Siddhartha, Gotama’yı görmek için yola çıktı. Ormanda, Kamala’yı bir yılan soktu ve nehrin kıyısına ulaştıklarında Vasudeva hemen yardıma koştu. Kamala’nın durumu ağırdı. Siddhartha, ona son anlarında eşlik etti ve onun yanında kaldı.
Kamala öldüğünde, oğlu Siddhartha babasıyla kalmaya başladı. Ancak küçük Siddhartha, bu hayata uyum sağlayamıyor, babasını bir otorite figürü olarak görmek istemiyordu. Siddhartha ise ona büyük bir sabır ve sevgiyle yaklaşıyordu.
Zaman geçti ve Vasudeva, Siddhartha’ya oğlunun burada mutlu olamayacağını, onu ait olduğu yere bırakması gerektiğini söyledi. Siddhartha bunu kabul etmek istemedi. Ancak bir gün oğlu bir sandala atlayarak kaçtı. Siddhartha peşinden gitmek istedi, ancak bu yolculuk, onun geçmişiyle yüzleşmesine sebep oldu. Kamala’nın evinin önüne geldiğinde, yaşadıkları tüm hayat gözünün önünden akıp gitti. Kendini berbat hissederken, ona uzanan bir el gördü: Vasudeva… Onunla birlikte kulübelerine geri döndüler.
O gece, Siddhartha içini Vasudeva’ya döktü. Nehrin sesine birlikte kulak verdiklerinde, geçmişini bir bütün olarak görmeye başladı. Babasının zamanında onu kaybettiği gibi, kendisi de oğlunu kaybetmişti. Nehir, hayatın bir döngü olduğunu gösteriyordu. Siddhartha, her şeyin anlamını bir kez daha kavradı. Vasudeva ise gülümseyerek yanından ayrıldı.
Son buluşma…
Siddhartha artık yalnız yaşamaya başladı. Bir gün, karşıya geçmek isteyen bir yolcuyla karşılaştı. Bu, eski dostu Govinda’ydı. Ancak Govinda onu yine tanımadı. Siddhartha, onu evine davet etti ve uzun bir sohbet ettiler.
Govinda, Siddhartha’nın bilgeliğinden derinden etkilendi. Gotama’dan sonra böyle bir aydınlanma yaşadığı tek kişi Siddhartha olmuştu. Siddhartha’nın önünde saygıyla eğildi. O anda, dostunun yüzündeki gülümsemede tüm hayatı, tüm hakikati gördü…