Yüzyıllar boyunca edebiyat, film, müzik ve kalan her türlü sanat alanlarında kadının "şeytan" olarak tasvir edilmesine alıştık diye düşünüyorum. Kadın şeytandır ve şeytani özelliklerini -çoğunlukla güzelliğini ve cazibesini- kullanarak erkeği "baştan çıkarır" ve erkeği şeytani planlarına alet eder ya da onu kandırır. Kulağa çok tanıdık geliyor değil mi? Bu klasikleşmiş "kadını şeytan şeklinde tasvir etme" yolu Âşık Şeytan kitabını yazarken de Jacques Cazotte 'nin kullandığı bir teknik olmuş. Lakin klasik tasvirlerden bir farkı var bu kitabın. Bu kitapta kadın figürüne bürünen "şeytan", gerçekten de şeytanın ta kendisi.
Kitabın ana erkeği olan Alvaro, arkadaşının ruhlarla konuştuğunu ve istediği zaman ruhları çağırabildiğini öğreniyor. Bunun üstüne ruhlarla konuşmak ve onları kendi emelleri için kullanma fikriyle gözü boyanarak kendi de ruh çağırmayı deniyor. Ve yanlışlıkla ruh olarak bir şeytanı çağırıyor. Dünya'ya kadın kılığına girerek gelen şeytan Beelzebub, Alvaro ve onun gibi erkekleri avlamak isterken Alvaro'ya aşık olur :) Ne kadar da tesadüf değil mi? Avlanmaya giden gizli şeytan kadın, bir erkeğe bağlanır ve avı tarafından avlanır.
Kitap boyunca, Beelzebub Alvaro'ya olan aşkından yanarak sürekli Alvaro'nun yanında olmak ister. Birlikte geçirdikleri zaman boyunca Alvaro, Beelzebub'un kullandığı taktikler ve cazibesi sayesinde Beelzebub'a aşık olur. Gece vakti bir otel odasına gittiklerinde Beelzebub, Alvaro'ya onun arzuladığı her şeyi ona vermek istediğini dile getirir ve Alvaro'nun da kabul etmesiyle birlikte olurlar. Her iki taraf da istediğini elde etmiştir. Aslında karşılıklı duyguların bulunduğu bu ilişki, Beelzebub'un bu büyük sırrını aynı gece Alvaro'ya açıklamasının ardından büyük bir darbe alır ve kimilerine göre (Mesela ben :)) daha başlamadan biter. Alvaro, korkudan ne yapacağını bilemez ve karşısındaki şeytandan saklanmanın tek yolunu, yatağın altına girip gözlerini kapamakta bulur. Aşık olduğu adamın ondan bu kadar korkmasını kendine yediremeyen Beelzebub, sanki dünyada hiç var olmamış gibi herkesin aklından silinerek Alvaro'yu terk eder.
Çoğu insana sorsanız, Alvaro'yu bir şeytanı sevmediği için haklı bulur. Kim çirkin ve korkunç görünümlü birisini sevmek ve ona ömrünü adamak ister ki işin sonunda? Fakat Alvaro Beelzebub'ın şeytan olduğunu öğrenene kadar ondan hoşlanmamış mıydı? Kendi isteğiyle yatağına almamış mıydı sevgili _Biondetta'sını_ :) ? Evet kadınların şeytan tasviriyle yazıldığı birçok bunun gibi eserde de görüyoruz ki, isterseniz karşınızdaki kişinin bulabileceği en iyi insan ve en iyi ömürlük dost olun; güzel, genç bir kadın olmadığınız sürece tercih edilmeyecek, hep suratınıza korku ve tiksintiyle bakılacak. Elbette bu Jacques Cazotte 'in düşünceleri. Umarız ki bu fikir ve düşünceler 1700'lü yıllara hapsolacak ve günümüze hiçbir şekilde ulaşamayacak.
7/10