Puan vermedi·448 syf.··Beğendi
· Üç gün boyunca beni kendisine bağlayan o kitapla geldim. Vaktim olsa bir günde de biterdi sanırım, çünkü sonuna kadar o gece neler yaşandığı merakıyla sayfaları çevirdim. Özellikle başlarda sonuna bakma ihtiyacı çok yoğundu. Fakat sayfalar ilerledikçe konu da çok ilginç olduğu için satır atlamadan okuyorsunuz.
Uyurgezer insanların uykusunda yapabilecekleri ile ilgili birkaç bilgiye denk gelmiştim ama vazgeçme sendromunu daha önce duyduğumu hatırlamıyorum. Sizi yaşama bağlayacak hiçbir nedeninizin kalmadığı bir travma sonucu derin bir uykuya dalmak. Ve bazı insanlarda hatta çocuklarda bunun yıllarca sürmesi...
Anna O. da iki arkadaşını bıçaklayıp öldürmüş ve olayın hemen sonrasında da derin bir uykuya dalmış görünüyor. Deliller Anna'yı suçlu gösterse de uyanık olmadığı için dört yıl boyunca bir yargılama yapılamamış. Ayrıca cinayetler uyurken işlendiyse suçlu kabul edilmiyor. Ve bu süreçte sosyal medyada kimi gruplar tarafından suçsuz kimileri tarafından bir katil, kimilerince uyuyan güzel olarak etiketlenmiş. Aradan geçen yıllara rağmen her zaman ilgi çekici bir vaka olarak sosyal medyada görünür kalmış.
Adalet bakanlığı bazı gelişmeler sonucu en kısa zamanda Anna'nın uyanması ve yargılanması ihtiyacı duyuyor. Bunun için de yeni bir tedavi fikri olan Dr Benedict'e başvuruyorlar. Uykuda işlenen cinayetler konusunda uzman olan doktorun uyandırma ile ilgili de fikirleri var. Hastaya umut vermek, güzel anlarını hatırlatıp, yaşama dönmek istemesini sağlamak.
Kurgu farklı yönlere de ilerliyor fakat temel merak unsuru o gece gerçekte neler olduğu. Özellikle sonlara doğru gerilimin hayli arttığı bölümler de var. İlgi çekici konusu kadar bence sıradışı sonu ile de çarpıcı bir kitap. Hiçbir tahmini tutmayanlar sonunda hayal kırıklığı da yaşayabilir ama yazar açık nokta bırakmadan tüm boşlukları doldurduğu şaşırtıcı bir son hazırlamayı başarmış. Büyük bir keyif ve ilgiyle okudum, kesinlikle tavsiyemdir.