Anna O.; başından başlayarak soluksuz okunan gizemli hikayesi, psikolojik dinamiklere, uyku bozukluklarına, zihin ve beden arasındaki bağlantının kesilmesi anlamına gelen vazgeçme sendromuna göndermeleri, farklı karakterlerin bakış açısından sunulan bölümleri ve bir film izliyormuş hissi veren anlatımı ile çok beğendiğim bir kitap oldu. Ancak son 100 sayfasında uzatmalar, şaşırtma gerekçesi ile konunun farklı boyutlara evrilmesi hikayeden kopmama ve zihnimin karışmasına neden oldu. Yine de bağlantıların kurulduğu, gerekçelerin anlaşıldığı kapanış bölümünün doyurucu olduğunu söyleyebilirim.
Annesi bakan ve babası finans uzmanı olan,Elementary dergisinin kurucusu Anna Ogilvy,25 yaşında genç bir kadındır. Görünürde herhangi bir problemi olmayan, üst düzey bir hayat yaşayan Anna; bir gün derginin ortakları ve yakın arkadaşları olan Doug ve İndira' yı öldürür. Bu cinayetin ardından vücudu kendini kapatarak uykuya dalar ve bir daha uyanmaz. Medyada geniş yer bulan bu haber; çeşitli komplo teorilerine, varsayımlara neden olur ve gerçek suç fanatiklerinin gözünde en gizemli dava olarak varlığını sürdürür. Adalet Bakanlığı, soruşturma açmak için, uyku bozuklukları ile çalışan ve uykuda işlenen suçlar ile ilgili uzman olan adli psikolog Dr. Benedict Prince'i göreve getirir. 2019 yılında Anna O. vakası gerçekleştiğinden beri bu konu ile yakından ilgilenen Dr. Prince; Vazgeçme Sendromu olarak adlandırılan,bireyin çok uzun bir süre boyunca dış dünyadan kopması şeklinde kendini gösteren bu uyku bozukluğunu tedavi sürecinde yeni teoriler geliştirmiştir. Anna O.,bu cinayetleri işlerken bilinci açık mıdır yoksa uyku bozukluğunun sebep olduğu ve zihnin kapalı olduğu bir durum mu karşımıza çıkmaktadır?
Özellikle ilk 350 sayfası ile; gizem unsurlarının çarpıcı bir şekilde kullanıldığı,