Puan vermedi·279 syf.····Okunma: 02 Şubat 2025 00:00 Yazar İvan Sergeyeviç Turgenyev, 9 Kasım 1818 tarihinde Rus İmparatorluğu'nda dünyaya geldi. Babası soylu bir aileden olsa da ilerleyen dönemlerde yoksullaşmış bir süvari albayıydı. Annesi ise, okumuş, genel kültür sahibi, eğitime fazlasıyla düşkün bir insandı. Malikanesindeki kölelere, bir suç işledikleri zaman acımasızca cezalar verir, yeri geldiği zaman kırbaçlatırdı. Turgenyev, daha genç yaşlarında gördüğü tüm bu acımasızlıklar sayesinde yavaş yavaş fikirlerini oturtmaya başlamıştır.
İlerleyen dönemlerde Moskova ve Petersburg üniversitelerinde eğitim gören Turgenyev, Felsefe Fakültesi'nden iyi dereceyle mezun oldu. Buradaki mezuniyetinin ardından Almanya'ya giden Turgenyev, burada da Berlin Üniversitesi'nde okumaya başladı. Burada kaldığı süre boyunca tarih, klasik filoloji dallarında çalışmalar yapmıştır. Rusya'ya döndükten sonra profesör olmuştur.
1842 senesindeki bu sene Turgenyev için bir dönüm noktasıdır meşhur Rus eleştirmen Belinski ile tanıştı. Belinski'nin ilişkili olduğu insanlar, toprak köleliğine karşı duran aydın kesimdir. O yüzden Turgenyev'in İlk yazınsal denemeleri dışında ilk ciddi çalışmaları 1842 senesine rastlar. Seçtiği yol; Puşkin'in ortaya attığı ve Gogol'un geliştirdiği gerçekçiliktir. 1852 senesinde Gogol öldükten sonra bir yazı kaleme alan Turgenyev, yazısı sansürlendiği halde bir dergi tarafından yayınlanınca 1 ay hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra da yaklaşık bir sene polis gözetiminde yaşadı.
Turgenyev, yaklaşık iki sene süren bir hastalıktan sonra 3 Eylül 1883 tarihinde Paris yakınlarındaki Bougival kasabasında hayatını kaybetti.
1862’de kaleme alınan Babalar ve Oğullar, Turgenyev‘in en meşhur eseri olduğu kadar, Batılılaşmanın çelişkilerini yaşayan, devrimin eşiğindeki Rusya’nın ruhunu en derinden yakalayan romanlardan da biridir.
Romandaki baba ve oğul karakterleri iki Rus jenerasyonu arasındaki artan bölünmüşlüğü ve güçlenen nihilist hareket arasında artış gösteren kültürel hizipçiliğe tepki olarak yazdı.
Özetle, eski nesille, nihilist gençlik arasındaki kuşak çatışmasını anlatan Babalar ve Oğullar, Rusya’nın çalkantılı bir dönemine Bazarov karakteriyle mercek tutuyor. Genç Arkadiy Petroviç’in babası, okulunu bitirip dönen naif oğlunu tanıyamaz: Beraberinde getirdiği arkadaşı, yerleşik prensipleri, otoriteyi ve inançları tamamen reddeden genç Bazarov, oğlunun aklını kendi sapkın fikirleriyle zehirlemiştir. Toprak beyliğini ve Rus toplumunun tüm geleneksel değerlerini söküp atmak isteyen ve kendini nihilist olarak tanımlayan bu genç adam, Arkadiy’nin Batıcı babasını ve amcasını dehşete düşürür.
kısaca devrim döneminde Rusya'nın Batılılaşma hareketi nedeniyle yaşadığı çatışmanın kuşaklar üzerindeki etkisi olarak ifade edilebilir.
Bazorov karakterini ela alırsak, Nihilist bir karakter olup tüm prensipleri, otoriteyi ve inançları tamamen reddeden, açık sözlülüğüyle her şeyle alay eden vaziyette bir karakterdir. Sanat, Din, bilim ve hatta aşk, sevgi gibi kavramlarda onun için gereksiz, lüzumsuzdur. Kitapta kendi düşünce sistemiyle eylemlerinin çatışmasıyla yaşadığı iç çatışma sonucu kendisinin tutarsızlığına dayanamayan karakter sonunda kendi düşüncesinin dışına çıkmasıyla öfkelenip kendini bir sona bırakır.
Nihilizm: Bir düşünme biçimi olarak hiçbir değer tanımayan görüşlerin ortak adı olan nihilizm, epistemolojik, etik, politik vb. birçok alanda çeşitli biçimler altında ortaya çıkmaktadır. Nihilizm, aslında anlamsızlık, boşluk ve hiçlik duygularının telkin ettiği bir düşünme ve yaşama biçimini ifade eder. Bu anlamda nihilizm, hangi dönemde ve nerede olursa olsun, insanların bağlı kaldıkları en yüksek değer ve ideallerin işlevlerini yerine getirmediklerinde ortaya çıkan bir ruh durumuna eşlik eden bir yaşama ve düşünme biçimidir. Bu nedenle de bir varoluş sorunudur. Varoluşsal bir sorun olarak nihilizm, varoluşun anlamsızlık, boşunalık ve hiçliğine işaret eder. Klasik anlamıyla bir öğreti ve düşünme biçimi olarak alındığında nihilizmin anlamı budur.
Ancak nihilizmin, bu varoluşsal sorunu da içine alan tarihsel bir olay olarak görüldüğü bir başka anlamı daha vardır. Bu anlamıyla nihilizm, tarihsel-kültürel yaşamın temelini, dolayısıyla zeminini kaybetmesine; bu yaşamı mümkün kılan ve besleyen değerlerin ‘değersizleşme’lerine ve böylece de kültürel-tarihsel yaşamın çözülmesine işaret eder.
“O zamanlar yeni bir şeyin doğduğunu hissettim; yeni insanlar görüyordum ama nasıl hareket edeceklerini, onlardan ne bekleneceğini bilemiyordum. Ya susacak ya da ne biliyorsam yazacaktım. İkincisini seçtim.”
TURGENYEV