Puan vermedi·226 syf.····Okunma: 04 Şubat 2025 15:09 Azmin ve aşkın iç içe geçtiği, okuru heyecanlandıran sürükleyici bir kitap. Tarihi bir arka plan üzerine kurulu ve aynı zamanda insanın tutkularına ne denli bağlanabileceğini de gözler önüne seriyor. Kitap boyunca aşk ve fedakârlık temaları güçlü bir şekilde Rosa ve Cornelius ile okura sunulmuş.
Beni en çok düşündüren noktalardan biri, Rosa’nın aşkının Cornelius’tan çok daha güçlü olup olmadığıydı ve bence Rosa'nın aşkı çok daha güçlü. Bu kanıya nerden vardığıma gelirsek 176. sayfadan bir alıntıyla tezimi kendimce doğrulamak istiyorum:
“...Ben yalnızca bir kadınım, bu adamlar bir olup üzerime gelirse, işim bitti demektir… Ah! Bana bir şey olması önemli değil, ama ya Cornelius, ya lale!”
Rosa, burada kendi güvenliğinden çok sevdiği adamı ve onun en büyük hayalini düşünüyor. Cornelius’un lalesinin tehlikeye girdiğini bilmek, ona zarar gelmesi ihtimali kadar ağır geliyor Rosa’ya. Kendi hayatını riske atarken, onun tek derdi sevdiği adamın hayallerinin yıkılmaması. Sanırım aşk böyle bir şey...
Öte yandan Cornelius’a kızmak zor. Onu çok iyi anlıyorum. Hayatını adadığı bir başarı varken, aklının bir köşesinde hep ona bağlı kalması çok doğal. Siyah laleyi yetiştirmek için harcadığı onca zaman ve emek, en büyük tutkusu laleler özelliklede siyah lale. İnsan yıllarını adadığı bir hayal karşısında, ne kadar büyük bir aşkla karşılaşırsa karşılaşsın, zihninin bir parçası hep o başarıda kalır.
Siyah Lale, sadece bir çiçeğin peşinde koşan bir adamın hikâyesi değil, aynı zamanda fedakârlığın, aşkın ve tutkuların bir insanın hayatını nasıl şekillendirdiğini anlatan güzel bir kitap. Okunurluğu akıcı, bazı zamanlar kitabı elimden hiç bırakmak istemedim.