Değişim kişinin kendisinden başlar, devrim öncelikle kişilikteki değişimden başlar ya da ne bilim bunun gibi bir sürü beylik lafla bu kitap hakkında bir giriş yapılabilir anlatmaya. Ama değişmesi en zor olan şey kişilik üzerindeki çaba değil toplumsal değişimi sağlamaya yönelik çabadır.
Bir otuz boylarında, cüce, sırtında taşıdığı komik olmayan şakasıyla, kamburuyla ve de yüzündeki yanıktan gelen kızıl yaralarıyla çirkin mi çirkin bir karakterimiz var. Tek emeli toplumsal kabullenmeyi sağlamak.
Kabul edilmesise engel olan bu fiziksel farklılığı ile birlikte dışlanması, onun hakkında türlü türlü söylentilerin doğmasına neden olur ki bu toplumun en sevdiği şeylerden biridir. Olmayanı yaratmak, kendi kötücül eylemlerine efsanevi, mitolojik, ilahi anlamlarla yargılanmadan kaçınmak...
İsmi belirtilmeyen karakterin cüce olarak ya da yaşadığı toplumdaki ismi olan Canavarın duygu değişimi net olarak işleniyor kitapta. Kabullenme umudu içerisindeki Cüce, sınıfsal olarak yaşadığı toplumdan daha avantajlı ve güçlü olmasını kimi zaman bir tepki olarak kullanıyor ama yine dışlanmışlığının getirdiği düşünme süreci onu bıkkınlığa, kendini tanıma ve kabullenme durumu ise diğer herkesi hoş görmeye sevk ettiği de oluyor. Bu yüzden kimi zaman emri altındakilere kötü davransa da onlarla empati yapıp, kendisine karşı gösterilen kötü eylem ve düşünceleri görmezlikten geliyor. İçinde taşıdığı kabul edilme umudu, diğerlerinin kendisi hakkında oşumlu karar verecekleri inancını geliştiriyor. Ama toplum içerisinde illa ki bir provakatör, bir kaosun devamını isteyenin olmasını unutuyor.
Toplumlar böyledir işte. Ne kadar düzeltmeye kalkarsan kalk, inandırmaya yeltenirsen yelten biri ya da birileri kendilerini öne çıkararak diğerleri üzerinde baskın olurlar. Bunlar; ihtiyarlar, güçlüler, sözü geçenler...olurlar ve onların arkasında duranlar iyi olanı karşısına alır. Tarihin her döneminde yaşanmış hikayelerle doludur bu durum. Spinoza, Giordano Bruno, Hallac-ı Mansur...
Okuyucusu olarak bu kitabın, ana karakterdeki güçle krndisine yapılan haksızlıklar karşısında neler neler yapılabileceğini düşünüyorum. Bu tahammülü taşımak için sanırım böyle bir dışlanmışlık karşısında umudumun, ana karakter cüce gibi güçlü olması gerekir. Yoksa herkesin hakkını vermemek için kendini tutamayabilir insan.
Kısa ama çok güzel bir roman, anlatı, öykü kitabı. Bu kadar isminin olması, ne yazarın tam bir tanım vermiş olmasından kaynaklı ne de yayıncının. Zaten önemli olan da okuduğumuz ve aldıklarımız. Keyifli okumalar