İspanyol asıllı Fransız yazar Michel del Castillo’dan, lanetlenmiş 1ruhun yalnızlığını, bu büyük temanın en çetin noktalarını en güzel şekilde anlatan kitaplardan 1i olsa gerek "Gitar", dışlanmışlık hikayesinin anlatıldığı diğer 1durum da Afrika Edebiyatı dir ki yine görünüşümüzle dışlanmışızdır hayatta...
İspanyol edebiyatı okuyup da insanın içinin acımaması durumu olamazdı, tabi 1de tüm büyülü gerçekçiligi ve yine ayrı 1dışlanmışlığıyla Gaixa var ki ne kadar İspanyol edebiyatı okuduysam içim mutlaka sızlamıştır, bu kitapta da aynı acı duygularla soluksuz 1çırpıda okudum...
Hikayenin neresinden tutsan elinde acı kalır. Aile içi durumlara mi üzülse insan, toplumsal davranışlara mı, toplum içinde varoluş çabasına mı, yoksa yine İspanya yoksulluğu içindeki sisteme mi bilemiyor...
Doğuştan cüce, kambur 1 ucube gibi olan kahramanımız daha doğarken yalnızlığa mahkum edilip her defasında kendi ile hayalleri arasında gidip gelmiştir, ne de olsa hayaller sınırsız ama 1yere kadar oluyor herşey işte hayatta, tam 1umut derken yine yalnızlığa mahkum eden topluma insanin lanet okuyup isyan edesi geliyor...
Kitaptaki tüm kadın halleri de benim için kitabın en etkileyici yerleriydi zira kadının üstün haldeyken dışlanip, dışlanmışken yine üste çıkmış olması ya da her türlü kullanılma durumu , korkuları, aciz duruma gelme halleri etkileyici bölümler arasındaydı...
Benim için müzik, toplumları 1leştiren en büyük etkidir ama arada zihinsel bağnazlık yoksa en büyük 1leştirici güçtür diye düşünürken, hayattaki iyi insanı da kötü yapmaya yöneltme durumu karşıma çıkar tüm acımasız kayıplarıyla...
Karşısına duvar misali dikilen talihinden sıyrılıp toplumda kabul görebilmek için insan doğasında saklı olduğuna inandığı masumiyete sığınan, lanetli ve yalnızlığa mahkum 1ruhun öyküsü olan