Powerless fantastik-romantik okuyucularının son zamanlarda çok duyduğu fakat okumayanların bile aşina olduğu senaryoya, karakterlere ve evrene sahip bir kitap. Eğer bu türde çok kitap okumadıysanız, ne kadar bazı mantık hataları olsa da hoş bir kitap olduğunu düşünebilirsiniz ancak kitabın hiçbir orijinalliği olduğunu düşünmüyorum. Aklınıza gelebilecek tüm serileri bir arada düşünün, yazar sanki her okuduğu kitaptan bir parçayı kendi kurgusuna katmış gibi.
Kitapta açlık oyunlarında olduğu gibi bir arena var ve yarışmacılar öldürmek pahasına birbirleriyle savaşıyor ama arenada kai ve pae katniss ve peata gibi birlik oluyorlar ve tıpkı panem gibi saraya çağırılıp önden bu savaşa hazırlanıp birbirlerini gözlemliyorlar, açlık oyunlarındaki sponsorlar gibi halka kendini beğendirme çabası var. Ana karakter kızımız kenar mahallede yaşayan sıradan bir hırsız bu olayda tıpkı cam şato serisindeki aelini ve kızıl kraliçe serisindeki (adını hatırlayamadım) ana karakter kızı anımsatıyor. Saçları gümüş , iki üvey erkek kardeş (kai ve kitt) prens arasında bir aşk üçgeni var aynı kızıl kraliçedeki ve cam şatodaki celena’nın dorian’a yakınlaştığı gibi pae de kitt’e yakınlaşıyor, kötü bir kral var vs. ve bence inanılmaz zorlanmış bir enemies to lovers var her sahnede pae kai’ın boğazına hançer dayıyor ve kitapta çoğu sahne,diyalog durmaksızın tekrar ediyor. Sadece bu kitaplar da değil dikenler ve güller sarayı (acotar), bana dokunma, karanlık zihinler serileri gibi bir çok seriden (benim okumadığım başka seriler de buna dahildir eminim) parçalar koparılıp bir bütün oluşturulmaya çalışılmış hissiyatı veriyor.
Kitap belki orijinal bir fikir olsa, başka yerlerden kopyalanmış hissiyatı vermese ve daha güzel bir dilde yazılmış olsa daha çok sevebilirdim ve evrene daha çok girebilirdim fakat yine de kitabın sürükleyici olduğunu söylemeden geçemeyeceğim, bir oturuşta bitirdim ve ikinci kitabı da okuyacağım ama sanki okurken diğer yazarlara haksızlık ediyorum hissi peşimi bırakmayacak gibi duruyor…