Gönderi

Aslan’ın İni aslında bir çiçek bahçesi
Puan vermedi·208 syf.··
2025 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 00:56
“Bu kitapta yazılanlar tamamen gerçektir. Kafamın içinde…” Nesin sen, nasıl bir cümlesin? Anna Karenina nın ilk cümlesi konuşulur hep, sen neden ortaya çıkıp kafamızı karıştırıyorsun şimdi? :) Yazar Bey ön sözde şöyle bir şey yazmış: “Biliyorum ki bir yerlerde, benden uzaklarda, adını bilmediğim, yüzünü görmediğim fakat bu kitabı okurken altını çizecek, burada yazarla aynı fikirdeyim diyecek, kendini karakterin yerine koyacak ya da karakterin yaşadığı olayları bizzat yaşamış olacaklar var.” O kişilerden biri benim. Kitabın her bir cümlesinde yazar ile aynı fikirlerde olan, her bir satırın altını çizen, kendimi okurken tüm karakterlerin yerine koyabildiğim (bu en çok Aslan oldu) bir kitaptı Aslan’ın İni . Umarım önsözünün de okunduğunu bilmek, kitabın önsözünde bile alıntı yapılabilecek cümleler olduğunu bilmek yazarımızı mutlu eder. Önsöz’de en sevdiğim alıntıyı incelemeye saklamıştım. “Kitaplar hakkında konuşmak için her zaman vakit vardır.” Arkadaşlar ben bu cümleyi kendime manifestledim, sizde öyle yapın: “Hayatımda her zaman kitaplar hakkında konuşabileceğim insanlar olsun.” Bu da benden manifest kıyağı. :) Aslan’ın İni ‘nde o kadar çok sevdiğim kısımlar oldu ki… Geç bitirmemin sebebi benimle alakalıydı yoksa tek solukta okunacak kadar güzel, heyecanlı bir kitaptı. Bölümlerin kısa kısa olması, bölüm başlıklarının bölüm içindeki cümlelerden ziyade karakterlerin içindeki düşüncelerden olması çok tatlıydı. Düşüncelerin örnekleme ile desteklenmesi her kitapta var elbette ama Furkan Can Arslan tamamıyla örnek verirken bilgi aktarımını unutmamış. Kitaptan öğrendiğim bir çok yeni kelime girdi benim sözlüğüme. Kurgu on numara bir kurguydu. İçerisinde macera var, aksiyon var, aşk var, psikoloji var, var da var… Aslan’ın iç dünyasını o kadar güzel yansıtmış ki, okurken ruhen tamamen Aslan’a dönüşüyorsunuz. Furkan Can Arslan yine ön sözde “Kitap ilk başta biraz karışık gelebilir.” demiş ama hiç de karışık değildi. Gayet anlaşılırdı, zaten her bir karakter farklı bölümlerde yansıtıldığı için net bir şekilde anlaşılıyordu her şey. Kurgusal olarak da karışık değildi, kitap karakterlerin yaşadıklarını karakterlerin gözünden anlatarak ilerliyordu. Dil olarak gayet sade ve anlaşılır bir dil kullanılmış, kitap yersiz kelimelerle boğulmamış. Her bir olay tamamen mükemmel bir mantık çerçevesi içerinde tamamlandı sonda. Bu da günümüz romanlarında aranan en büyük kayıplardan biri bence. İçindeki kadına, hayvana şiddet ve sevdikçe güzelleşir vurguları kitabın tadına tat katan kısımlardı. Hele benim canım Aslan’ım, dışardan güçlü durmaya çalışırken içinde çiçeklerle dolu bir bahçe barındıran Aslan’ım. Sana nasıl üzüldüm anlatamam… Gelelim en çok dile getirmek istediğim yere, olumsuz düşünceme: Bu kurgu kesinlikle 200 sayfa ile bitirilecek bir kurgu değildi. Daha uzun ve daha da içerilere dalınarak yazılabilirdi. Bu beni çok üzdü. *SONRASINDA SPOİLER VAR BİLGİNİZE* Melek ve Aslan. Furkan Can Arslan neden onların birbirleriyle daha çok vakit geçirmelerini sağlamadın? Birbirlerine aşık olma süreçleri neden kısacık? Kavuşma kısımları kısacık? Kızlarının ismi neden yok, bence bu aşkın meyvesi Aslan’ın gücünü, Melek’in zekasını yansıtacak bir isim hakediyordu? Sadece Melek ve Aslan en az 200 sayfayı hakediyordu Yazar Bey. Yüreğim dağlandı kısa sürmesine. Ekstra olarak Agah eksik kalmış, Levent eksik kalmış, Timur ve Enver eksik kalmış. Bizim Efsun,Şam ve Hakim üçlüsü bile eksikti ya onları biraz daha görsek olmaz mıydı? Kısacası yine üstte yazdığım yere geldik, hiç bir karakter bizimle bu kadar kısa kalmamalıydı. Hepsiyle daha uzun vakit geçirmek isterdim. Yoksa kitabın eleştirilecek başka bir yanı yok. Herkes okumalı, okuyun okutun arkadaşlar. Furkan Can Arslan ‘ın başarılarının devamını ve Aslan’ın İni ‘nin bol bol okunmasını diliyorum. İyi geceler herkese.
Aslan’ın İniFurkan Can Arslan · Çimke Yayınevi · 202429 okunma
·
208 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.