Gönderi

6/10
·544 syf.··
2025 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 19:02
Orhan Pamuk'un okuduğum 15. kitabı. (İki kitabını iki kere okudum) Çıktığı zamanı çok iyi hatırlıyorum. Dünya Covid salgını ile mücadele ediyordu, karantina, yasaklar, bulaşma, salgın en önemli meselelerimizdi. Kitabın adını duyunca çok şaşırmıştım. Nasıl denk gelebilir, tesadüf mü yoksa bilerek mi adını böyle yapmış, 1 senede bu kitabı yazmış olabilir mi diye düşünmüştüm. Okumak 4 sene sonraya nasip oldu. Öncelikle en düşük puan verdiğim, çok sıkılarak ve zorlanarak okuduğum bir Orhan Pamuk kitabı oldu. Her kitabının yeri bende ayrıdır. Çoğunlukla lise döneminde okudum kitaplarını. Bu kitap mı kötü yoksa ben mi değiştim bilmiyorum. Cevdet Bey ve Oğulları ve Kar kitabını iki kere okudum daha yakın zamanda ve hiç sıkılmadan okumuştum. Bu kitabın yorumlarında da hep olumsuz şeylerle karşılaşmış ve korkmuştum, en sevdiğim yazarlardan biri tarafından hayal kırıklığına uğrayacağım diye. İslam karşıtı, fazla siyasi, yalan tarihi bilgiler veriyor vs. diye eleştirilmiş genelde. Kar en sevdiğim kitabı, yani düşünün bana sökmez bunlar diye de düşünerek ama korkarak başladım. Sıkıcı ve zor olmasının sebebi, kafa karışıklığı ve bir anlık dalgınlıkla tek bir cümlesi bile kaçırılarak okunabilecek bir kitap değil. Çünkü kitapta cinayetler var, siyasi meseleler var ve öyle tek kişinin bakış açısıyla yazılmamış, kim doğru söylüyor onu da anlaman lazım. Bu arada kitabın anlatıcısı bir kadın tarihçi. Onun da kim olduğunu anlamaya çalışıyorsun falan. Ve çoğunlukla 5. Murat'ın kızı Pakize Sultan'ın (Kocasından duyduğu olayları hiç görmeden ablasına yazdığı) mektuplarından referans alarak bir hikaye anlatıyor. Romanın içine fazla karışıyor, şöyle cümleler çok var: "Bu olaydan 55 yıl sonra Hristiyan/Müslüman tarihçiler şöyle şöyle diyecekler" Yani roman mı okuyorum, tarih mi desem, tarih gerçek değil ki, gerçek değil derken hayali bir mekanın tarihi ?!! Bu incelemeyi okuyanlar hiçbir şey anlamayacak biliyorum :) Sonuç olarak Orhan Pamuk'un milliyetçilik, tarih, politika üzerine duygu ve düşüncelerini okuyor gibi hissettim. Hatta bir yerden sonra dedim ki "Bu kitapta duygu yok!" Sadece ünlü bir yazarın kendini anlatma çabası. Ve artık yazarı o kadar tanıyorum ki Minger diye bir ülkeyi anlatıyor ama ben hep Nişantaşı olarak anlıyorum. Orhan Pamuk hep kendini anlatıyor. Tamam her yazar kendini istemeden de olsa anlatır, yansıtır ama artık çok fazla aynı olmaya başladı. (Aileler, kahramanlar, mekanlar) Orhan Pamuk çok özendiğim, hayran olduğum bir yazar. Doğup büyüdüğü yerleri sevmesini ben de çok seviyorum ama roman olarak bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu arada İslam karşıtlığı falan algılamadım ben. Veba karşısında tarikatçıların nasıl tavır aldığını yazmış. Beni rahatsız etmedi. Ülkesini sevdiğini de daha iyi anladım. Eleştirildiği konuyu başkası üzerinden açıklığa kavuşturmuş bence. (syf.525'de, alıntı olarak yazmayacağım çünkü ben daha içselleştirmedim konuyu, buraya alıntı yazınca sen de onu savunuyor gibi oluyorsun)
Veba GeceleriOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20218,7bin okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.