Bilenler bilir; İskender Pala romanları art arda değil, belirli aralıklarla okunduğunda keyif ve muhabbet verir. Bunu birkaç defa daha tecrübe etmiş olmama rağmen Surnâme’yi birkaç günde okuduktan hemen sonra bu kitaba başlamıştım.. bir de finaller ve ara tatil eklenince süreç uzadıkça uzadı. Başlarda da dünya hâli ve zihin trafiğinden odaklanamamış, lezzet alamamıştım. Hatta yarım bırakacağım ilk kitap olacak diye korkmuştum. Ama içimdeki trafik akmaya başladığında kitabın sayfaları da ritme uydu, gittikçe içine çeken bir hikâye okudum.. Osmanlı’nın son dönemleri, sürre alayı, kervan, Beytullah’a varmak için gerek yaya gerek aç susuz karanlıkta yol alan binlerce insan, o dönemin şartları, Vehhâbîlik tefrikasının yaşattığı zorluklar.. çok güzel betimlenmiş. Son bölümlerde Haremeyn’i okurken yaşamak.. Rabbim isteyen herkese evini ve Habibinin ص ravzasını ziyâret edebilmeyi, şâhit olmayı nasîp etsin..