Gönderi

Neo Selefilik ve anti hadisçilik problemi temellendirmeleri
Videoda bahsedilen olay, yani Hz Ebubekir'in hadisleri toplatma meselesi ibni Sad'ın et-Tabakatül-Kübra adlı eserinde geçen bir rivayet. Ancak rivayet tam olarak videoda bahsedildiği gibi değil. Hz ebubekir, peygamberden işittiklerini, peygambere dair diğer sahabelerden duyduklarını, peygamberin şahit olduğu bazı davranışlarını vs tedvin ediyor (yazıyor). Fakat daha sonra bunların yanlış anlaşılmasından ve Kur'an ile karıştırılmasından endişelenerek hepsini imha ediyor. Hz Ömer döneminde ise Hz peygamberin söz, fiil ve davranışlarına dair bilgilerin kayda geçirilmesi gündeme geliyor. Buna biz hadis literatüründe hadis tedvini diyoruz. Hz Ömer sahabe ile istişare ediyor ve Hz Ebubekir'in endişelerine benzer endişeler sebebiyle hadisleri tedvin etmekten vaz geçiyorlar. Bu olay da İbn Abdülberr'in Camiul beyanül ilm ve Hatip el-Bağdadi'nin Takyidül-ilm, adlı eserlerinde ortak geçen bir rivayet. Özetle bu iki olay arasında sonuç ve gerekçeden başka ortak nokta yok ve ikinci olay birincisinin devamı değil. Dolayısıyla videoda anlatıldığı gibi iki olay arasında bir devamlılık bağlantısı yok. Her ikisi birbirinden farklı müstakil birer olay. Bu durumda iki rivayeti birbirine bağlayarak ortaya konulmuş sonuç cümlesi usulen hatalı. Ama yargı genel bir kaide olarak hala incelenebilir. Kaynak taraması ile devam edelim. İlk olayda kullanılan rivayet İbn Sad'da geçiyor. İbn Sad'ın eserini yazma tarihi ise 813-842 yani 9. yüzyılın ilk yarısı. İkinci olay ise ibn Abdülberr'de geçiyor. Ve İbn Abdülberr eserini 1070 li yıllarda yani 11. yüzyılda yazmış. Rivayetin geçtiği bir diğer kaynak ise Hatip el-Bağdadi'nin eseri. O da eserini 11. yüzyılda vücuda getirmiş. Fakat her üçünün bahsettiği iki olay da 7. Yüzyılın ilk yarısına aittir. Yani en yakın kaynak olaydan 200 yıl sonra vücuda getirilmiş. Bu durumda iki problem ortaya çıkıyor. İlki şu: Videodaki hocalar "hadisler, hz peygamberden iki yüzyıl yahut üç yüzyıl sonra yazılmış. Aradan çok zaman geçmiş. Dolayısıyla hadisler peygambere ait değillerdir, değiştirilmişlerdir yahut uydurulmuşlardır. Kabul etmemek gerekir. Bize kuran yeter." iddiasına sahipler. Fakat bu iddialarını ispatlamak için kullandıkları rivayet de yaşandıktan tam 2 yahut 3 yüzyıl sonra kayda alınmış. Dolayısıyla kendi ölçütlerine göre bunların da reddedilmesi gerekir. İkinci problem ise şudur: Bu üç kaynak arasında olaya en yakın olan İbn Sad'ın et-Tabakatül-Kübra (9.yy) adlı eseridir. Fakat biz bu eserden önce ibn İshak'ın es-Siretün Nebeviyye (8. yy) ve İbn Hişam'ın es siret (8.yy) adlı eserleri mevcut olduğunu biliyoruz. Mevcut olaylar neden olaya zamansal olarak daha yakın olan bu eserlerde bulunmaz da İbn Sad'da bulunur? Bu rivayetlerin zaten hadis literatüründe sahih kabul edilmedikleri antitezini ortaya dahi sürmeyeceğim ama şu çelişki ile biraz dalga geçmeme müsade ederseniz son cümlemi şöyle kurmak istiyorum: Hadislerin sonradan uydurulmuş olduklarını ispatlamak için sonradan uydurulduğunu kabul ettiğiniz bir hadisi nasıl ispat olarak sunabilirsiniz abi? Mantık dersinden Okeye mi kaçtınız bre? Hadi kaçtınız düz okey mi oynadınız? Bari 101 olaydı. En azından orada mantık geliştirdi...
Din
··
1.283 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.