Bukowskı’nin çocukluğundan gençliğine kadar olan döneme tanıklık ediyoruz. Mutsuz bir çocukluk dönemi geçiriyor yani şartlar koşullar böyle iken mutlu olmak mümkün mü? Belli bir yaşa kadar babasından dayak yiyen bir çocuk, annesi pasif ses çıkaramayan ama bi taraftan da oğlunun haline üzülen bir kadın. Artan işsizlik, gelecek olan savaşın ayak sesleri, umutsuz bir ortamda sürdürülen bir yaşam karşımıza çıkıyor. Her şey tammış gibi bir de üzerine yüzünde çıbanların çıkması iyice yalnızlığa itiyor. Sosyalleşmek istediği her noktada vücudunu saran izler buna engel oluyor daha da yalnızlaşıp hırçınlaşıyor. Bu dönemlerinde çıbanlarından dolayı kadınlara yaklaşmak istemediği için aşk göremiyoruz. Beğendiği kişiler oluyor ama o kadar.
Kitabı okurken aynı bizim sınıftaki erkekler. Ya da başka sınıfta anlatılan olaylara benziyor. Vay be aşağı yukarı tüm okul dönemleri benzer demek ki diyerek okudum genel olarak okurken sıkılmadım fakat sadece son kısımları 50-60 sayfa kadar kısmı sıkıcı gelmeye başladı ama sona gelindiği için o da göze batmıyor. Kitap içerisinde evet küfürleri sıklıkla okuyoruz ama bunlar rahatsız edici değil gerçek yaşamımızda hiç mi küfür duymuyoruz sanki?
Ben kitabı sevdim okuyacak olanlara keyifli okumalar 🩵 Ekmek ArasıCharles Bukowski
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,3bin okunma