·511 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Şubat 2025 16:24 Cahit Zarifoğlu… Daha önce birkaç kitabını okumuştum ama kendisi ile bu kitapta tanıştım diyebilirim. Çok doğal, muzip, ironik,keyifli, okuyanı meraklandıran, heyecanlandıran bir dili var. Hayattaki çoğu şeyin farkında olmanın ittiği bir yalnızlık içinde ve bu durum yer yer alaycı bir tavırla dışarı çıkıyor ama kendi içinde de öyle mutlu,keyifli yazdıklarından dışa taşıyor ve okuruna çok kolay ulaşıyor. İnsanların neden bu kadar Cahit Zarifoğlu dediklerini belki bu kitapta anladım diyebilirim. Şair kimliğiyle ön planda daha çok Zarifoğlu. Şiirlerinde çok kapalı. Kalın bir duvar örüyor adeta şiirlerinde. Sanki okuruna set olmaya, okurunu zorlamaya, açmaya çalışıyor. Kolay anlaşılmanın, çözülmenin önüne geçmeye çalışan bir şair var.Fakat burada, bu kitapta, muhatap anladığım kadarıyla, doğrudan okur değil. Bir kaygı var. Bu kaygının içinde okur da var ama genel olarak baştan aşağı İslâm'ın bu zamanda nasıl anlaşılması, yaşanması gerektiği derdi hepsinin önüne geçiyor.Zarifoğlu, ezber bozma kaygısı gütmeden muhatabını, hayatı daha iyi görebileceği bir yere çekiyor. Oradan bakıldığında, dünya,uğranılıp geçilecek bir yerden başka görülmüyor. Gözümüzle, gözümüzde büyüttüğümüz dünyayı kalbimizden uzaklaştırmaya çalışıyor. Benim gördüğüm, iman için, eline kalem yerine kazma kürek alınacak bir zamanda yaşasaymış Zarifoğlu, eline kazma kürek de alırmış. Hem de birçok kişinin almadığı gibi alırmış. Bak küreği Zarifoğlu gibi tutacaksın dedirtirmiş insanlara. Allah hepimize Zarifoğlu uyanmışlığından, mücahedesinden versin inşallah.Çok güzel adammış rahmetli. Saygıyla anıyorum. Toprağı bol olsun