·80 syf.····Okunma: 11 Şubat 2025 03:51 "Su daha önce hiç içmediğim kadar soğuk ve temiz: Babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait hiçbir şeyin olmayışının tadı.”
Kitap, maddi yetersizlikler sebebiyle küçük bir kız çocuğunun bir süreliğine yaşlı bir çifte emanet edilmesiyle başlıyor. Emanet çocuğumuz, yaşadıklarını en sade biçimde algılıyor ve hissediyor. Yazar da bunu betimlemelere boğmadan, yalın bir dille bizlere aktarıyor. Kitabı okurken o kız çocuğunun terk edilmişliğini, kimsesizliğini ve çaresizliğini fazlasıyla hissediyoruz. Kitap, bir burukluk hissiyle devam ediyor.
Emanet çocuğumuz, başlangıçta yabancılık hissettiği bu evde zamanla sıcak bir sevgiyle sarmalanıyor. Günün sonunda ise en büyük zenginliğe, yani sevgiye ait olduğu yuvadan ayrılmak istemiyor.
Çocukluk dönemindeki her insanın sevgiye, şefkate ve aidiyet duygusuna ihtiyacı vardır. Bunlar eksik olduğu zaman bir şeyler hep yitik kalır. Maddi yetersizlik sebebiyle bir başka aileye emanet edilmek zorunda kalınsa bile sevgi ve şefkat için maddiyata gerek yoktur. Ne yazık ki emanet çocuğumuzun ailesi bunu pek idrak edememiş.
Kitap genel olarak güzeldi. Kısa, tek oturuşta bitirilebilecek bir kitap. Kısa olmasına rağmen anlatmak istediği düşünceleri ve aktarmak istediği hisleri bence başarıyla yansıtıyor. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.