Puan vermedi·352 syf.····Okunma: 12 Şubat 2025 19:59 Yazıma, sonda söyleyeceğimi başta söyleyerek başlamak istiyorum:
Bu kitabı hayatımızda en az üç kez okumalıyız.
• İlk olarak, 17-18 yaşlarımızda, oy kullanma hakkı elde etmeye yakınken.
• İkincisi, gençlikten yetişkinliğe geçiş evresi olan 30’lara doğru.
• Son olarak da emekli olduktan sonra.
Nedenine gelecek olursam, bu kitap bir ders kitabı niteliğindedir; ancak ders kitaplarından belirgin bir farklılığı vardır. O da hayatımızın üç farklı döneminde alacağımız derslerin birbirinden farklı olacak olmasıdır. Ben bunu, ikinci kez okumam gereken dönemde, ilk kez okumuş biri olarak yazıyorum.
Kitabın içeriğinde “buharlaşacak” olursak, tümevarım yöntemiyle yazıldığını söyleyebiliriz. Özel olarak belli bir bölgeyi ve insanlarını konu alırken aynı zamanda evrensel bir bakış açısı geliştiriyor. Her okurun, yaşadığı toplumla ve yönetiliş biçimiyle fazlasıyla empati yapmasını sağlıyor. Okyanusya adında bir ülkede, Winston Smith, Julia ve O’Brien ana karakterleri üzerinden şekillenen hikâyede, karakterleri tanıma yolculuğunuzda ters köşelere hazır olmanız gerektiğini söyleyebilirim.
Kitapta ters köşeler olduğu gibi zıtlık da çok iyi yansıtılmaktadır. Sevgi Bakanlığı denince aklınıza nefret, Varlık Bakanlığı denince yokluk, Gerçek Bakanlığı denince yalan gelmelidir. Çünkü bu bakanlıklarda çalışan Partililer, iktidar için nefretin, yokluğun ve yalanın aziz bekçileridir. Gerçi bunu yapmalarından başka bir yol da yoktur onlar için.
Düzenli olarak tele-ekran adı verilen bir düzenekle izlendiğinizi ve dinlendiğinizi hayal edin. Düşüncelerinizi bile gizli tutmak zorundasınızdır çünkü mimikleriniz sizi ele verebilir. Böyle baskı içeren bir yönetim anlayışına boyun eğmekten daha zor bir şey varsa o da mücadele etmektir. Hiç denenmemiştir dersek, Gerçek Bakanlığında çalışmaya hak kazanabiliriz. Ancak denenmiştir. Denendiğinde de sonucu, er ya da geç, buharlaşmak olmuştur.
Partinin “Yenisöylem” adını verdiği bir resmi dili vardır. Okyanusya’da bu dil konuşulmaktadır. Yenisöylem, olabildiğince az kelimeyle, olabildiğince kısıtlı anlamlar çıkarılması için geliştirilmiştir. Çünkü Parti, empoze etmek istediği yalanları ancak bu şekilde başarabileceğini düşünmektedir. Örneğin, yapay döllenmenin Yenisöylem’deki karşılığı “yapdöl”dür. Daha fazla harf kullanmaya gerek yoktur.
Geçmişin, geleceğin ve şimdinin tek sahibi Büyük Birader’dir. O, Avrasya ile savaştığını söyleyebilir; ancak bu, Doğuasya ile savaştığı gerçeğini değiştirmez. Bunu sorgulamak, Okyanusya sakinlerinin ne haddine? Hemen “çiftdüşün” tekniğini kullanacaksın. Çünkü Büyük Birader yanılamaz. O ne söylüyorsa o doğrudur; dün, şimdi ve daima…
Bir de proleter olma seçeneğin var tabii. Onlar bu kadar baskıya maruz kalmıyorlar çünkü insan olarak görülmüyorlar. Hayvandan hallice yaşam standartlarında, hayvansal dürtülerle yaşamalarına izin veriliyor. Ya hayatın tüm renklerinden soyutlanmış, hiçbir zevke mâlik olmayan, baskıya boyun eğmiş bir insan olacaksın—ki buna hayvan dendiği de görülür— ya da hayvani şartlarda yaşamana izin verilmiş bir insan
olacaksın.
Bu, size tanıdık geldi mi? Okyanusya içimizde olabilir mi?
Peki, Büyük Birader bizi de görecek mi?
Key-oku!