Gönderi

8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2025 00:00
Roger Garaudy'yi keşfetmenin şansını yaşıyorum. Cesareti ve kalemiyle adeta tek başına İsrail’e karşı gerçekleri dile getiren bu büyük yazarın eserlerini okumak, dünyaya farklı bir pencereden bakmamı sağlıyor. Onun yazıları, sadece bir düşünürün değil, aynı zamanda hakikatin peşinde koşan cesur bir insanın kaleminden dökülen satırlar. Bu kitap da cesurca yazdığı kitaplardan bir tanesi. Okudukça insanın aklı şaşıyor gerçeklere. İsrail’in dünyaya tehdini, terörünü, manipülasyon hareketlerini tüm gerçekliğiyle ortaya seriyor. Muhakkak okumanızı tavsiye ediyorum. Kitaptan birkaç parça şu şekildedir: İzak Şamir’in kendisi şunları yazıyor:“Genel kanaatin aksine, İsrail'e göç edenlerin ekserisi Hitler'in katliamından arta kalanlar değillerdi, bazı Arap ülkelerinin bölgenin yerlileri durumundaki Yahudileri idi.” Meselâ Auschwitz kurbanları adına dikilmiş anıtın levhasında, 1994 yılına kadar on dokuz dilde dört milyon kurban ifadesi yazılıydı. Bugün ise yeni levhalarda yaklaşık bir buçuk milyon’ ifadesi yer alıyor. Altı milyon Yahudi’nin katledildiği efsanesi ortaya atılarak, insanlığın bu konuda “tarihin en büyük soykırımına” tanık olduğu kabul ettirilmek isteniyordu. Amerika yerlilerinden 60 milyonunun öldürüldüğü, yine (her bir esir için 10 kişi ölü olmak üzere) Afrikalı 100 milyon Siyahî’nin katledilmiş olduğu unutturuluyordu! Hatta Hiroşima, Nagazaki ve o İkinci Dünya Savaşında, 17 milyonu Slav olmak üzere, can veren elli milyon insan da unutuluyordu! Sanki Hitler sadece Yahudi kıyımı yapmıştı da, bütün insanlığa karşı bir suç işlememişti! Hakikat kendi yoluna devam ediyor, hiçbir şey de onu durduramayacaktır. 1896 dan itibaren, Siyonizm Theodore Herzl tarafından kurulmuş olan siyasi hareketin adıdır. Siyasi Siyonizm’i tanımlayan üç temel özellik, onun politik, milliyetçi ve sömürgeci bir doktrin olmasıdır. Profesör Leibowitz, İsrail’in Lübnan’daki siyasetini Yahudi Nazi politikası olarak adlandırmaktadır. Daha 1934 Ocak ayında, Siyonist yönetici Wladimir Jabotinsky, Yahudi Natscha Retsch gazetesine şu demeci veriyordu: “Biz Yahudilerin çıkarları Almanya’nın kesinkes yok edilmesini gerektiriyor, çünkü bütünü itibariyle Alman halkı bizim için bir tehlike oluşturmaktadır." Amerikalı Yahudi yazar Theodor Kaufmar’ın Germany Must Perish (Almanya Mahvolmalıdır) kitabıyla 1942de ortaya atılan ve kelimenin gerçek anlamıyla istenilen bir soykırım çağrısı yapılmıştır. Bu kitabın ana tezi şudur: “Almanlar (kim ve ne olurlarsa olsunlar, yani Nazi düşmanı, komünist veya Yahudi sever bile olsalar) yaşamaya layık değillerdir! Onun için, savaş bitince, her biri günde 25 Alman erkeğini veya kadınını kısırlaştıracak 20 bin doktor seferber edilecektir. Öyle ki üç ay içinde üreme imkânı olan bir tek Alman dahi kalmayacak ve 60 sene içinde Alman ırkı tamamen bertaraf edilmiş olacaktır." Yahudi soykırım efsanesi herkesin işine geliyordu. Çünkü bundan “tarihin en büyük soykırımı diye bahsetmek, Batılı sömürgeciler için (Amerika yerlilerinin toplu kırımı ve Afrikalı kölelerin ticareti gibi) kendi cinayetlerini unutturmak; Stalin içinse, vahşi zulümlerinin üzerine sünger çekmek demekti. Bu efsane İngiliz ve Amerikan yöneticilerin de işine geliyordu. Çünkü onlar 13 Şubat 1945’te Dresden’de yaptıkları katliamı hafızalardan silmek istiyorlardı. Onlar o tarihte bu şehirde 200 bin sivilin fosfor bombalarının alevleri altında birkaç saat içinde kavrulup ölmelerine sebep olmuşlardı. Üstelik şehrin bombalanması için hiçbir sebep de yoktu. Çünkü Alman ordusu, ocak ayında çoktan Oder’e girmiş olan Sovyetler’in yıldırım taarruzu karşısında, bütün Doğu cephelerinde bozguna uğramış geri kaçıyordu. “Bir Filistin halkı yoktur. Bizler gelip de onları kapıya koyduğumuz ve ülkelerini ellerinden aldığımız için değil. Onlar zaten yoktular!” Madam Golda Meir Daha 26 Ocak 1919da Lord Curzon yazıyordu: “Weizmann size bir şey dediği ve sizin ‘Yahudi mili yuvası’nı düşündüğünüz sırada, onun kafasında tamamen farklı bir şey vardır. O bir Yahudi devleti ve Yahudiler tarafından yönetilen, boyun eğmiş bir Arap halkı tasarlıyordur. Perde arkasından bunu gerçekleştirmeyi ve Britanya’ın garantili himayesini arıyordur. Petrolca zengin ve iç mücadelelerin pençesindeki Irak, İsrailin nişan çizgisindedir, Onun dağılması bizim için Suriye’ninkinden daha önemlidir, zira Irak, yakın vadede İsrail için en ciddi tehlikeyi temsil etmektedir. İsrail Siyonizm’inin Amerika ve Fransa medyasının neredeyse tamamına hâkim oluşu, dünyaya şu anlam tahribatını zorla kabul ettirmektedir: Londra’da bir İsrailli diplomat saldırıya uğrar (bizzat Bayan Thatcher Avam Kamarasında saldırganın FKÖ ile alâkası bulunmadığını ispat eder): Bunun adı “terörizm”dir! İsrail ordusu Lübnan’ işgal eder ve orada binlerce kişiyi katleder: Bu ha- rekâtın adı ise “Celilede Barıştır! İsrail’e karşı sürekli bir tehdidin varlığına ve İsrail’in yardımına koşmak gereğine inandırmak için Siyonizm, Antisemitizm (Yahudi düşmanlığı) öcüsünü sürekli işlemektedir. İsrail’in yapacağı zulümleri örtbas etmek için,birkaç gün öncesinden yapılan provokasyonlar hiç eksik olmaz. Bu yöntem hep aynıdır, hiç değişmez. Nitekim Sabra ve Şatila katliamları münasebetiyle yazdığı yazıda yazar Tahar Bin Cellun (Tahar Ben Jelloun)
İsrail Mitler ve TerörRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2019387 okunma
·
66 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.