Victor Hugo'nun harika bir eseri daha. Yazarın kitaplarını okudukça hissettiğim en büyük duygu, "keşke okunacak daha çok eser yazsaymış."
Esere gelecek olursak başı uzun uzun betimlemelerle dolu, özellikle Paris'i ve Notre Dame Katedral'ini anlatılırken. Okuyacak olanlara naçizane tavsiyem eserin giriş bölümüne takılıp eseri okumaktan vazgeçmesinler. Bu bölümü geçtikten sonra farketmeden akıntıya kapılmış gibi hissedeceksiniz. Eser kendine doğru sizi sürüklüyor olacak. Eserin konusu ayrı güzel, karakterler de. Yazara hayran kalmamak mümkün değil.
Aşk, şehvet, arzu, nefret, merhamet konularıyla beraber adaletsizliği iliklerinize kadar hissettiren bir kitap. Kitabın içeriğine fazla değinmeden, beni etkileyen karakterleri tanıtıp duygularımı paylaşmak istiyorum. Eserin büyüsünü bozmak istemem.
●Ahh çingene kızı Esmeralda. (Esmeralda güzeller güzeli genç bir kızdır. Anne babasını arayan saf, iyi niyetli, mağdur ve bir o kadar masum biri.)
●Ahh sağır, tek gözlü ve kambur Quasimodo.(Çirkin, kambur, sağır ve tek gözlü olduğu için insanlar tarafından tiksinilerek bakılan, alaya alınıp, hakaret edilen biri olduğu için insanlardan uzak durup onları sevmeyen bir kilise zangocu."Zangoç: kilise çanlarını çalan kişi." Onun ruhuna ve kalbine gelecek olursak fiziksel özelliklerinin tam tersini barındırıyor. Sevgisi de merhameti de insanın içini ısıtan kocaman kalpli bir karakter. Quasimodo'yu okuyup tanıdıkça Victor Hugo'nun şu dizelerini hatırlamamak mümkün değil.
"Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?"
●Ahh zavallı anne Gudule. ( 4 aylık kızı çingeneler tarafından kaçırılmış, yıllarca bunun yasını tutup kendini karanlığa mahkûm eden bir hayat kadını. Çingenelerden çok nefret eder.)
●Claude Frollo. (İyi biriyken şehvete yenik düşüp canileşen Notre Dame'in başdiyakozu. Eserin başında Frollo'yu çok merhametli, yardımsever, fedakâr ve inancına düşkün biri olarak görsek de sevgi sandığı duygunun, aslında saplantı, şehvet ve arzudan öte bir şey olmayışı kendisini de etrafındakileri de felakete sürüklemiştir. Yazık ki o arzuyla aşkı karıştıranlara, aşk sandıkları arzu duygusuna. Evet muhakkak insan sevdiği, aşk duyduğu kişiyi arzular ama her arzuladığını da seviyorum sanmasın...)
●Filozof Pierre Gringorie. (Tatlı diliyle kendini her seferinde kurtarmayı başaran bir karakter.)
●Kralın okçularından Yüzbaşı Phoebus. (Bana göre kendisinden başkasını sevmeyen narsist bir karakter. "Gerçek hayatta bana birini çokça hatırlattı.")
Son olarak eserde kötü karakterler cezasız kalmasa da iyilere verdikleri zararların telafisinin olmayışı üzdü. Kötüler adalet tarafından değil, olaylar akışında ceza görmüştür. Bu yüzden başında belirttiğim gibi burada adalet en az Quasimodo karakteri kadar sağır ve kördür...
Keyifli okumalar.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma