Ne ANLATMIYOR!!! bu kitap?
Ben kitap yorumlarken genelde kitabın ne ANLATTIĞINI yorumlarım. Ne yazdığını, nasıl yazdığını değil, ne anlattığını ( ya da ne anlatamadığını ) yorumlamaya çalışırım. O nedenle yazım dili ile yazılan cümleler ile çok ilgilenmem. Erişilen manalar ile ilgilenirim.
Bu kitabı ilginç şekilde karşımda buluyorum hep. Okuyuşumda öyle oldu. Yorumlarda ''hiçlik'' anlatılıyor diye yazınca merakımı yenemedim. Ertesi gün aldım ve hemen okudum. Sonra yorumlayım dedim ama elim gitmedi. Bu kitabı açık açık yorumlayasım yok. Çünkü bu kitap ''bana göre'' yazılanı ve yazılandan anlaşılanı anlatmıyor. Bu kitap başka bişeyi anlatıyor. Neyi anlattığını anlatmayacağım ama değişik bir şekilde yorumla(maya)cağım.
Öncelikle kitaba derinlik veren ''hiçlik'' kavramına dair bir link ekleyeceğim. İlgi duyanlar lütfen buna baksınlar.
ntv.com.tr/yasam/dunyanin-...
Link'in kalbi olan ve kitapla bağıntısı olan kısmı alıntılayım.
"Dünyanın en sessiz odası” olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na geçen “Yankısız oda”nın sessizliğine en çok dayanabilen kişi odada sadece 45 dakika durabildi.
Reel ve mutlak bir sessizlikte bir insanın durabileceği rekor dakikaya bakın. 45 dakika. Şimdi bu kitapta ki aylar süren ''hiçlik'' yalıtımın dehşetini bir düşünün. Ki, ben yaşamında bu hiçlikle yalıtımı yaşadım. Bu yalıtımı yaşamayan biri bu hiçliğe dair cümleleri bilemez. Ben ikinci türbülansa ( hiçliğe ) girdiğimde şu iki cümle ile içinden çıkmıştım. Hani insanlar tespih çekerler ya, ''insan var ya o sese bile şükreder, o sesler var ya, hiçliğin içine giren bir insan için inanılmaz anlamlı olurlar. Ve küpeler. O küçücük şeylerin şıkırtısı, sallanması, denize düşen yakomoz kadar anlamlı ve heyecanlıdır. Şu dünyada var olan her tıkırtı, sallatı, hareket öyledir. O yüzden yaşamının bir döneminde bu yalıtımdan geçmeyen biri bu kitaptaki cümleleri yazamaz. İşte o satranç kitabını gördüğü an ki heyecan laf değil, bu hisleri tahmin edilemez bir sevinçle duyabilir insan.
Lakin!
Anlatılan nedir?
Daha doğru soruyu sorayım saklı olarak anlatılan nedir?
Bakınız bazı hikayeler öznelerinden sökülüp alınır ve yüklemleri hiç değiştirilmeden başka öznelere giydirilir. Eğer ki söz konusu kıssa bir ''gayb haberi ise'' bu her zaman çok yüksek reyting alır. Bu hikayeye doğru özneyi koyabilen, çok inanılmaz şeyler anlayabilir. Lakin, bilmeyende bunu yapamaz. Böyle de bir ikilem var. Bilmediğini göremezsin. Fakat bilincede, artık eskisi gibi göremezsin. Yazar bu durumu bilerek mi yapmış, bilmeden mi fikrim yok. Ama bu yüklemlerin bilinen ( ve de bilinemeyen ) bir öznesi var ki....
yorumla-mayışım burada kalsın.
Sadece bir ipucu vereyim.
Ya sonsuz hiçlikte bir satranç kitabı dahi bulamazsan ne yaparsın?
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma