" Arabama binip bütün sokaklara göz attım ve insanların canlanmış olmasını, sokakların hareketlenmesini bekledim. Mamafih bu beklentimin boş bir dilekten başka bir şey olmadığını gördüm. Sokaklar yine boştu. Hiçbir yerde hayat belirtisi, canlılık yoktu." diye anlatıyor baş kahramanımız Tim başına gelen ilginç olayları... Ve daha nicesini.
Bir macera ki, gece gündüz, geçmiş gelecek hepsi birbirine giriyor, hepsi iç içe geçiyor ama saat 06.03' te takılmış kalmış !
Gizemler, sırlar, entrikalar, zamansal sıçramalar... Tim ve onun başının tatlı belası Lisa'nın yaşadıklarını merakla takip edeceksiniz.
Açıkçası fantastik, ancak fantastik denilince gözünüzde canlanan türden bir kitap değil. Binlerce yıl sonrasına gidilmiş, hiper teknolojik araçlar geliştirilmiş falan şeklinde bir dünya hayal etmeyin :) Yakın geçmiş-yakın gelecek arasında dünya turuna çıkıyor kahramanımız. Böylece yazarımızın farklı bir tarz uygulayarak kendi kurgu tavrını ortaya koyduğunu görüyoruz.
Lisa'nın samimi ve muzip tavırlarını ben çok sevdim, ama okurken sinir olanlar da olmuştur muhtemelen :)
Ancak beni kitap boyunca tekrarlayıp duran "sanırsam" ifadesi çok rahatsız etti. Bir de Tim'in markete girip tavuk,pirinç, yoğurt almasına çok güldüm. Fazla "Türk usulü" bir alışverişti :) Bunları da belirtmeden geçmeyeyim.
Bir miktar müstehcen ( şimdilerde smutt deniyor galiba ) içerik mevcut ama rahatsız edecek düzeyde değil. Küçük okurlar için uyarı mahiyetinde söylemiş olayım
Yazarın diğer eserlerini de okumak isterim osman Osman Özer