Merhabalar
2024 Nobel Edebiyat ödülünü kazanan Koreli yazar Han Kang'dan okuduğum ikinci kitap oldu. Çoğunluğun aksine Vejetaryen'i o kadar sevememiştim ama bu kitap bana göre çok etkileyici.
1979 yılında Kore'de ordu yönetime el koyar ve sıkıyönetim ilan edilir. 18 Mayıs 1980'de, sıkıyönetimin kaldırılması için Goanğcu kentinde yapılan gösteriler korkunç bir şiddetle bastırılır. 400 bin kişinin yaşadığı şehirde, askerlere 800 bin kurşun dağıtılır. Rastgele, vahşice açılan ateş birkaç gün sürer ve binlerce insan ölür. Cesetler önce vilayet binasında toplanır, sonra durumun vehametini örtbas etmek için askerler tarafından ormanlık bir alana götürülüp yakılır. Tutuklanan kişiler akla hayale gelmedik işkencelere maruz kalır.
Önce istemeden sonra bile bile bu olayların merkezinde yer alan, liseye gittiği halde ufak tefek olduğu için ilkokul öğrencisi zannedilen ve açılan ateşle vahşice öldürülen çocuğun anlatımıyla başlıyor hikâye. Daha doğrusu, çocuğun yaşadıkları "sen" diliyle aktarılıyor bize. Aynı olayları yaşayan, birbiriyle bir şekilde bağlantılı sekiz kişiyle yıllar sonra yapılan görüşmeler sonucu oluşturulmuş bir kitap olarak kurgulanmış.
Kitap kurgu olsa da yaşananların gerçek olması dehşet verici. Hangi dönemde, hangi ülkede olursa olsun benzer koşullarda benzer vahşetlerin yaşanması, insanın temel kötülüğünden midir acaba? İçimizde, koşullar uygun olduğunda ortaya çıkacak büyük bir kötülük mü gizli? Yüzbinlerce, milyonlarca yıldır iyileşmeyen, şifa bulmayan bir kötülük mü bu? Gitgide daha fazla umutsuzluğa kapılıyorum.
Sevgiyle kalın
.
#ÇocukGeliyor
#HanKang
@aprilyayincilik
Öeviri: Göksel Türközü