Küçük Şeyler, Türk edebiyatında modern hikayeciliğin başlangıcı kabul edilen önemli bir eserdir. Eser, büyük olaylar yerine gündelik yaşamın içindeki küçük ama anlamlı olaylara odaklanarak bireyin duygu dünyasını ele alır.
Samipaşazade Sezai önsözde, neyin anlatıldığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu vurgulayarak hikayenin gücünün ayrıntıda gizli olduğunu ve güzel yazıldığı sürece basit konuların da önem kazandığını vurgular.
Küçük Şeyler de bu sözüne örnektir.
Eserde sıradan insanların yaşamından kesitler sunularak bireylerin iç dünyaları anlatılır. Hikayelerde insanların küçük gibi görünen olaylar karşısında yaşadığı içsel çatışmalar, psikolojik çözümlemeler ele alınmış, toplumsal adaletsizlikleri ve bireyin değişen dünyaya uyum sağlama çabaları da eleştirisel bir dille işlenilmiş.
Kediler'i okurken güldüm , Hiç ve İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır okurken düşündüren, Arlezyalı ve Düğün'ü okurken üzen hikayelerdi ben çok sevdim hikayeleri.