Kitaplarla İlgili Kitaplar veya Kitapsal Kitaplar
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2025 04:51
“Hikâyeni bulmak için ne kadar ileri gidebilirsin?” Bu roman, kitapların kesiştirdiği üç insanın hikâyesini anlatıyor. Ophaline, babasının etkisiyle çocukluğundan beri kitaplarla iç içe büyümüştür. Ancak babasının ölümüyle hayatı altüst olur; abisi onu istemediği biriyle evlendirmeye çalışınca evden kaçarak Dublin’e sığınır ve bir kitapçıda işe girer. Zamanla, abisinin yarattığı tehdit yüzünden seyahat etmek zorunda kalır ve kendini nadir kitaplar toplayıp satarak geçinirken bulur. “Eski kitaplara kulak verirsen, sana sırlarını fısıldadıklarını duyabilirsin.” Henry ise Ophaline’in aksine 1920’ler yerine günümüzde yaşamaktadır. Üniversitede tez yazarken, Ophaline’in izini sürmeye başlar; çünkü onun edebiyat dünyasını kökten değiştirebilecek bir keşif yaptığını düşünmektedir. Bu arayış onu Kayıp Kitabevi’ne götürür. “Asıl soru şuydu: Kitabevinin kaybolmasına neden olan şey neydi ve onu nasıl geri getirebilirdim?” Martha ise yıllardır aniden aklına gelen cümleleri anlamını bilmeden sırtına dövme yaptırmaktadır. Şiddet gördüğü kocasından kaçarak Dublin’e gelir ve burada yatılı hizmetçilik yapmaya başlar. Henry ile yolları, Henry’nin bir pencereden içeri bakarken yakalanmasıyla kesişir—ki bu pek hoş bir ilk izlenim değildir. Bu kitabı zihnimde “kitaplarla ilgili kitaplar” ya da “kitapsal kitaplar” kategorisine yerleştirdim. Henüz hangisinin daha uygun olduğuna karar veremesem de, bu tür benim en sevdiğimdir ve bu kitap beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Uzun cümlelere ve üç farklı karakterin bakış açısından anlatılmasına rağmen oldukça akıcıydı; gizem unsuru ise son sayfaya kadar ustalıkla korunmuştu. Geçmişe uzanarak Ophaline’in macerasına tanık olmak ve aynı zamanda Henry ile Martha’nın araştırmasına eşlik etmek büyük bir heyecan kaynağıydı. Bu türe “magical realism” deniyor—gerçekle büyünün iç içe geçtiği, sınırlarının belirsizleştiği eserler. Bu türde okuduğum ilk kitap olup olmadığını bilmiyorum ama kesinlikle en etkileyicisiydi. Karakterler derinlikli, çok katmanlı ve gerçekçiydi. Onları birbirine bağlayan tek unsur kitaplar değildi; hepsi eril tahakkümün kurbanıydı. Ophaline ve Martha’nın hikâyelerinin yanı sıra, Henry de alkolik babasından “yeterince erkek” olmadığı gerekçesiyle şiddet görmüş bir karakterdi. Şiddetin ve erkek zorbalığının anlatım biçimi, bana göre, feminist bir başkaldırı niteliğindeydi. Martha ve Henry’nin dinamiği de beni derinden etkiledi. Sorunlu erkek–masum kadın klişesine düşmeden, daha dengeli ve gerçekçi bir ilişki kurulmuştu. İkisi de kendi içsel duvarlarına sahipti ama Ophaline sayesinde hem kendilerini hem de birbirlerini keşfetmeleri oldukça etkileyiciydi. Ayrıca, Madam Bowden adında bir karakter daha var ki ondan bahsetmezsem bu inceleme eksik kalırdı. Hikâyenin akışına büyük katkıları oldu ve kitabı bitirmiş olmama rağmen onun gizemi zihnimde hâlâ tazeliğini koruyor. Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Eski dönemlerden bir eser okuyormuş hissi verirken, bir yandan da Brontë, Virginia Woolf, Hemingway gibi yazarlarla ilgili yeni teorilere dalmamı sağladı. Emily Brontë’yi seviyorsanız, bu kitapta karakter olarak yer almasa da onun eserlerinin gölgesinin üzerimizde olduğunu söyleyebilirim. Romanın ilk yarısı sakin bir tempoda ilerlerken, son elli sayfası beni fazlasıyla şaşırttı. Beklenmedik gelişmelerle doluydu; bazılarını tahmin edebilsem de diğerleri aklımın ucundan bile geçmiyordu. Son bölümleri tabiri caizse nefesimi tutarak okudum. Kitapları seven birinin bu eseri sevmeyeceğini düşünmüyorum. Çayınızı ya da kahvenizi hazırlayın ve sadece bu kitabın sayfalarına dalın. Ben öyle yaptım ve çok keyif aldım.
Kayıp KitabeviEvie Woods · Olimpos Yayınları · 2024277 okunma
·
90 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.