ÇHD Hukuk Edebiyat okuma grubu vesilesiyle kitabı ikinci kez okudum. Bu öykü kitabından ikinci okumada daha çok etkilendiğimi belirterek başlayayım. 9 öykü var kitapta. Öyküler birbiriyle bağlantılı... Dikkatli okurların bu anlamda daha fazla seveceğini, beğeneceğini düşünüyorum.
Ahiret ana / Ayten , Ruhiye / Ayten, Ferhat, Gani, Nedim , Şükran, Alger, Seyhan, Yılmaz /Yezras, Nazan, Neva ve Ahraz/Hevî... birbiriyle baglantılı kişiler ve çoğunlukla ikişer öyküde hikayelerini öğreniyoruz... Öykülerin birbirleriyle bağlanması nedeniyle bir sonraki öyküde bir önceki öyküdeki kişiye bakışınız da değişebiliyor. Bu bağlantı kitabı bir bütün olarak daha etkili yapmış.
Karakter değişimini veya büyüyüp başka biri olmayi kısacık öykülerde etkili bir şekilde hissediyorsunuz.
Birine iyi gelen bir deneyimin bir başkasına iyi gelmeyebilecegini de yine öykülerden öğreniyoruz...
Kitabı Diyarbakır hikayeleri olarak ta okuyabiliriz. Hikayelerin çoğu Diyarbakır'da geçiyor. Ülkenin politik meseleleri daha çok yana hikaye olarak fragman şeklinde geçiyor. Boşlukları kendiniz doldurmalısınız. Bunun istisnası olarak konusu "intihara sürüklenen kadınlar" olan ve Seyhan'ın ana karakter olduğu "Aynalı Dolap" öyküsü gösterilebilir. Ki bu öykü bir yenilgi hikayesi olarak yer almıyor kitapta hatta sıradışı bir sekilde ilerliyor diyebiliriz.
Bir diğer ilginç öykü "Yanık ekmek ucu" bir rehabilitasyon merkezindeki Neva ve Hevî bu öyküde yer alıyor. Bazı belirsizlikler var öyküde. Tam olarak nerede olduklarini ve neden orada olduklarını bilmiyoruz. Ancak hafızasıni kaybeden Neva'nın saçlarının bir kısmı yanmıştır. Kendisine hapishane isimleri sorulmaktadır. Bütün bunlar 19 Aralık operasyonu ve ölüm oruçlarını animsatmaktadır. Ancak tam olarak belli değildir. Neva, Grup yorum dinleyicisidir. Ayse gülen'e ağıdı defalarca dinlemiştir...
Gerillalar, hapishaneler, açlık grevi ve uzun süredir cezaevinde olanlar çok küçükte olsa öykülerde yer almaktadir. Ancak bunlara sadece deginilip geçilmiştir. Ana konu bunlar degildir.
Her bir öyküde yoksulluk, terkedilme, Diyarbakırda sayıları azalan ve ayrımcılıga uğrayan Ermeniler , tiplumun baskısı, aile baskısı gibi konulara yer verilirken kitap bittiginde tek tek yasanılan acıları , kederi, dertleri birlestiriyoruz ve artık diyarbakırı veya ulkenin baska bir bolgesini daha iyi tanidigimizı hissediyoruz. Çünkü öykülerin hepsi bu memlekette yasanılmış veya yasanılması mümkün hikayeler.
Öykülerde yer verilen bazı ayrıntılar oldukça hoş, tüm bunlar öykülerin zarif bir yazarın kaleminden çıktığını hissettiriyor insana.
Sonucta kitap oldukça güzel , öyküler güçlü ve akıp gidiyor , okuyalım / okutalım...