Yanımda Kal dokuz öyküden oluşuyor. Her biri kendi içinde bağımsız gibi dursa da, karakterlerin izleri birbirine değiyor. Bu geçişli yapı, kitabın dünyasını içten içe genişletiyor. Her hikâye, bir diğerinin gölgesini taşıyor.
Kitabın merkezinde kadınlar var. Anlatılanlar, terk edilme, yalnız bırakılma, görülmeme, bastırılma gibi duyguların içinden geçiyor. Bu karakterler birer kahraman değil. Hayatları çoğu zaman çıkışsız, güvencesiz, savunmasız. Yine de her biri, bir şekilde hayata tutunmaya, yok olmamaya çalışıyor. Bu, büyük bir özgürleşme arayışından çok, pes etmemek için gösterilen bir direnç. Kalabilmek, kendiliğindenliğini koruyabilmek, unutulmamak, yok sayılmamak için sürdürülen bir varlık hâli.
Kitabın arka planında Doğu’nun konuşulmayan ama duyulan sesi var. Öyküler açıkça politik bir bağlam sunmuyor. Ama o coğrafyanın yorgunluğunu, kırıklığını, bastırılmış belleğini hissettiriyor. Karakterlerin, ilişkilerin, evlerin, suskunlukların içinde hissedilen bu ağırlık, her hikâyeye eşlik ediyor. Anlatılan sadece bireysel bir hayat değil; kolektif bir suskunluk da… Politik olan, söylenmeden ama eksilmeden orada duruyor.
Anlatım yalın, süssüz, dikkatli ve incelikli; gösterişsiz ama sahici. Anlatıldığı yerin ağırlığını taşıyor. Yanımda Kal, büyük iddialarla değil, sessiz bir ısrarla yerini kuruyor. Bizim coğrafyamızdan öyküler okumak istersen okuyabilirsin.